10
Yorum
28
Beğeni
5,0
Puan
105
Okunma
Artık ne bir bekleyiş var yarım kalmış kapı aralığında
Ne de pencereme vuran o eski telaşlı rüzgâr
Her şey yerli yerinde; eşyalar dilsiz, duvarlar sağır
Bir tek içimdeki boşluk büyüyor, bir tek ellerim firar.
Bir zamanlar isminle uyanan bu yorgun şehir
Şimdi adımlarımı tamamen yabancı sokaklarına savuruyor
Göğsümde uyuttuğum o devasa yangın sönmedi belki
Ama artık külleri sadece beni, yalnızca beni kavuruyor.
Sana veda etmiyorum, çünkü veda buluşanlara mahsustur
Biz seninle aynı cümlenin içinde bile usulca yan yana gelemedik
Ağır bir rüyaydı bu, gözümü açtığımda ellerim kan revan
Ne sen o uykudan uyandın ne ben gerçeği sevebildim
Bir daha kanar mı aynı yerden bu can, hiç bilmiyorum
Bildiğim tek şey, bu suskunluğun ikimizi de aşan devasa bir çığlık olduğu
Gökyüzü usulca siyaha çalarken, bütün kuşlar terk ediyor göğsümü
Yerini uçsuz bucaksız bir hiçliğe bırakıyor varlığının o ağır yokluğu
Nasıl olsa zaman, üzerine örtülen her acıyı bir gün eskitir,
Hatıralar da yorulur insanın peşinden sürüklenmekten
Bugün içimde koca bir orman yanarken sessizce
Yarın sadece ince bir duman tütecek bu devrilmiş kalbimden
Şimdi ört üstünü bütün anıların, sakın ola üşümesinler
Ben kendi karanlığıma çekiliyorum adım adım, yavaşça
Nasıl olsa bir gün rüzgâr siler bu topraktaki bütün izleri
Sen de kal kendi yankında sağlıcakla, ben de kalayım böyle paramparça
Şimdi fırtına dindi, geriye sadece soğuk bir kül kaldı
Ne sana bir adım atacak gücüm var ne de kendime dönecek yolum
Adını unuttuğum o ilk günün eşiğinde
Kendi sessizliğime bürünüp usulca çekiliyorum hayatından.
Yollara serpilen o eski adımların izi de silindi artık
Ne bir hatıra kıpırdar içimde ne de bir umut filizlenir
Bir hüznü tamamladık seninle, hepsi bu
Sen kendi hikâyende kal, ben kendi karanlığımda
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.