4
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
62
Okunma
çilekeş bir ömrün omzunda ağırlaşıyor zaman,
adımlarım yorgun,
içimde kül ile gül arasında bir sızı...
içimde bir ihtilal uğultusu,
tutunup incecik bir ihtimalin ipine,
zühre yıldızına bakıp "Belki..." dedim
belki, yırtılır şafak ile karanlığın bağrı,
gözlerimden sızar bu sürgünlük
hayat, acıyı da balı da aynı parmaktan çalmıştı ağzıma
aşk sandığım, dünya hanında bir beşik,
sallandıkça medcezir sardı düşlerimi
ne zaman bir melalin buğusu düşse çehreme,
lâl olan cümleler, kahır renginde kırıldı ortasından,
kendine geç kalmanın ağrısı çöktü dilime,
dönüştü her bir hecem firaktan bir mühüre
hangi kırmızıya dokunduysam,
parmaklarımın ucunda bir hicran kesiği...
tenimde çoğalır hasret
bu gönül gurbetinde,
canan için canı ateşe atan şifasız bir mahkûmum
kendi canımdan uzak,
yine de vazgeçilmez bir kırmızı
kanar sinemin en derininde
sesimde düğümlenirken hevesim,
varsın siyahın asil gölgesi sarsın
bu yorgun canımı,
bitmeyen bir kıyameti taşırım içimde.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.