4
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
192
Okunma
Genişleyen boşluğun kıvrımında,
Gölgesini kendinden gizleyen
yabancı.
Pulu dökülen nehre
akıyor gece.
Kaskatı sükût
Zaman tozuyla.
Hayretin rengi sızıyor aynaya
Yokluğu kuşanmış eşik
Ötesi sessizliğe yürürken
Körleşiyor tarihin kalbinde sırlar.
Günün kapıları sökülüyor
yorgun kısraklardan
Tozlu bir akşamı asıyorum
karanlığın omzuna
Sarsılıyor göğün ihtişamı
Duruyor zaman...
Siyah kehribar
Çatlağında...
Kök salmak körlüğe
Ve antik suların gövdesine
Çarpıyor yüzümüze rüzgâr.
Ah geriye kalan sızı
Ah yarım kalmış hilkat
Ah insan
Yalın ayak
Geleceğin soğuk ışığında
Kesik nefeslerle adımlar
Avucumda kanayan loş kor.
Yüzleri taşa dönük yığınlar
Suskunluk kuşanılmış zırh
Soğuk örs
Dövüşünde...
Fısıltıya, uyanışa
Kuşların telaşlı göğüne karşı
Katı bir inat.
Gidenin bıraktığı boşluk
Çoğulluğun yükü değince kemiklerimize
Dokunulan sır ürkek bir ten gibi
Tutkulu ve çekingen
Kendimizi doğurmak ellerimize.
Herkes
Uçurumun yamacında
Uğuldayan boşluk
Kanatların bıraktığı
Kuytu ay aydınlığında.
Gölgelerde titremesin kalbimiz
Kalabalık olmak içimize.
Zirvelere
Dumanlı yüksek yalnızlıklara
Yaban yamaçlara gidelim.
Yürü...
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.