0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
26
Okunma
Bana sorma artık geçtiğin yolların tozunu,
Ruhumdaki yangını söndürdüğün günden beri.
Ben de bıraktım artık o eski kelimelerin peşini,
Susturdum içimdeki o bitmek bilmeyen şairi.
Ölmeden önce son bir dilek hakkımı kullanmadan,
Beni sessiz bir şafak vakti uğurla bu limandan.
Kimsesiz martılar ve kırık tekneler olsun şahidim,
Adımı bile unutun, silin her şeyi hafızanızdan.
Yıkık bir rıhtım taşı olsun baş ucumdaki tek anım,
Ve dünya, sanki ben hiç olmamışım gibi dönsün şimdi.
Bu şehri ateşe ver benimle birlikte bir gece yarısı,
Geriye ne senden bir iz kalsın, ne benden bir sızı.
Sevmediğin bu sokaklarda bir enkaz yığınıyız şimdi,
Küllerimiz karışsın rüzgara, bitsin bu aşkın kavgası.
Yine en iyi yaptığın şeyi yap, kur sahnelerini,
Kendi çizdiğin o dar sınırlara hapset gölgeni.
Yeni aşklar, yeni yollar uydur kendine gitmek için,
Kaçabileceğin en uzak noktaya vardığında dur ve bak;
Ardından gelmediğimi görünce boşlukta kalır mı için?
Eski bir cam kırığıyla kanat en derin hatıralarımı,
Gözlerindeki bakışı sil ki, tanıyamasınlar acılarımı.
Beni sıradan bir yağmur altında, herkesin içinde bitir,
Kimse anlamasın içimdeki bu sessiz çığlığın yerini.
Ruhumu bir tren garının bekleme salonunda bıraksınlar,
Faili meçhul kalsın bu kalbimin en hüzünlü gidişi.
Sesini bırak o ıssız parkların en kuytu köşelerine,
Gülerek yürüdüğümüz o kaldırımlardan sil izlerimi.
Baktığın her manzara yabancılaşsın, kararsın anılar,
Susman gereken yerde yarım kalmış bir şarkı mırıldan.
Çek git bu şehirden, hep o arzuladığın uzaklar gibi,
Giderken her şeyini al; bakışını, sesini ve o sahte asaletini de zahmet olmazsa…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.