0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
39
Okunma
Çocukken uçsuz bucaksız bir gökyüzüydü hayat,
Ne yana baksam umut, ne yana baksam masmavi...
Büyümek, o zamanlar sadece güzel bir masaldı,
Dünya, avuçlarımda dönen o renkli bilyeler gibi yerli yerindeydi.
Her gelen aynı soruyu bırakıp giderdi avucuma:
"Büyüyünce ne olacaksın?"
Cevaplarım hazırdı; asker ve, komutan olacaktım...
Çünkü çocuktum, yolun yokuşunu henüz görmemiştim.
O değilde, neye yanarım bilir misiniz şimdi?
Zamanın o gizli, o hileli oyununa yanarım.
Yıllarımı her gün kurban ederken saçlarımı ağartan acımasız hayata,
Ve o dağ gibi umutların sessizce eriyip gitmesine yanarım...
Büyüyünce ne olacağımı çok düşünürdüm oysa,
Geceleri yıldızlara bakıp kendime yollar çizerdim.
Her sabah yeni bir heyecanla merakla uyanır,
Geleceğin o parlak ışığına koşardım durmadan.
Ama ziyan olacağım aklıma hiç gelmemişti!!!
Bu kalabalıkta yalnız, bu koca dünyada yarım kalacağım...
Gözümden sakındığım o tertemiz gençliğimin
Böyle bir hiç uğruna savrulacağı, hiç gelmemişti aklıma.
Şimdi ne zaman baksam geçmişin o duru sularına,
O küçük çocuk kırgın gözleriyle süzüyor beni.
Sanki ona verdiğim sözlerin hepsini unutmuşum,
Sanki onu bu hayat kavgasında ben tek başına bırakmışım gibi.
İşte bu yüzden, bu anlaşılır ama derin sızıyla kalıyorum sadece;
Tarih beni ne bir asker olarak yazacak ne de bir kahraman komutan.
Ben sadece, o çocukluk düşlerinin enkazı altında kalmış,
Ve kendi ziyanını asil bir sessizlikle seyreden,
O yaralı şairin ta kendisiyim.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.