0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
25
Okunma
Bir kış günü bindiği o son duraklı yolda,
Özgecan’ın çığlığı asılı kaldı dağda.
Minibüs camlarında kırıldı taptaze düşler,
Ateşlere atıldı o bembeyaz masum gülüşler;
Bir gençliğin külleri savrulurken havaya,
İnsanlık mahkûm oldu bitmeyen bir yasaya.
Münevver’in boynunda söndü bu hayatın umudu.
Kibirli lanet olası,sessizlikler boğarken hakikati,
Zalim ellerde soldu ömrünün en güzel zarafeti;
Taş kesilmiş yürekler susturdu her feryadı,
O gece yeryüzünden silindi insanlığın adı.
Şule’nin ahı kaldı, sustu o sağır duvarlar.
Gökten bir yıldız değil, bir ömür kaydı o gece,
Oysaki gökyüzünde yankılandı dualar;
Bir plazanın camı şahitti o alçağa,
Düşen sadece kadın değil, düştük tüm insanlık karanlığa.
Ölmek istemiyorum!" diye inledi sesler,
Emine’nin önünde kesildi tüm nefesler.
Yavrusunun gözünde dondu annelik yaşı,
Bir bıçak darbesiyle yarıldı sabır taşı;
Sokak ortasında kan, bir feryat ki arşa dek,
Utansın insanlık her bir taş ve her yürek.
Bir varilin içinde yakılan hayallerdi,
Pınar’ın bedeniyle insanlık yere erdi.
Betonlar döküldü de o sönmeyen yangına,
Kıydılar hunharca o nazlı fidanına;
Toprak bile utandı, gökyüzü oldu simsiyah,
Bu vahşetin üstüne doğar mı hiç bir sabah?
Ceren kapı önünde, Ayşe koruma altında,
Kimi bir sapık bıçak, kimi eski bir koca,
Sönüyor bu ülkede kadınlar teker teker;
Sözler bitti artık, kalem bile kağıda ağır,
Dünya çok kalabalık olsa ne yazar, vicdanlar sağır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.