0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
20
Okunma
Bir varmış" dedik, ve düştük bir masalın içine,
"Bir yokmuş" ile bitti, tabii biz sadece kendimize küstük.
Elimdeki kalem şimdi kendi mezar taşını yazıyor;
Yolun sonu göründü bu dostlukta ruhumda derin bir sızı.
Sormuyorum artık değerimizi, kaç yıl oldu tanıyalı seni,
Gözümde devleşen sahte dostluğunun şimdi kalmadı izi.
Meğer ben kendi gölgemi dev sanıp sana yaslanmışım;
Şimdi ellerimle ördüğüm o vefa duvarının altında kalmışım.
Bazı dostluklar yürek yettiği yere kadardır derlerdi hep; senin ki nefsinin bittiği yere kadar sürdü.
Bir dostu olan yıkılmaz demişti babam; ben senin kalen sandığım o enkazın altında kaldım.
İnsan ne kadar güçlü olursa olsun, ruhundaki o ince sızıyla tükenirmiş.
Gönül bir kez yıkıldı mı, bin mimar gelse artık o harabeyi ayağa kaldıramazmış.
Ama sen emeklerimi birer birer infaz ettin sessizce.
Tükenmek budur işte; en güçlü olsan bile,
Ruhuna kazınan o dövme, silinmez bin yıllık çileyle.
Artık ne ayna lazım kendimi görmeye,
Ne de mecalim var sahte dostlukları övmeye...
Emanet ettiğimiz ne varsa ya talan edildi ya ziyan,
Vefa dedikleri meğer sadece çıkarlar bitene kadar süren koca bir yalan.
Gerçek dost, yüreği yettiği yere kadar gidendi;
Benim dostum ise; hevesi bitince sırtını dönüp gidenlerdendi.
Gecenin efendisi der ki ; inanma menfaat üzerine kurulan Dostluklara, Arkadaşlıklara ve Sevdalara;
Gönül tamir olmayınca, kainat dar gelirmiş insanlara;
Çünkü yerinden oynayan taş bile; oturmaz imiş artık eski yuvasına.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.