0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
49
Okunma
İlk yağan kar gibi mi dokunacaksın kalbime,
yoksa titreyen ellerimde tuttuğum
o narin, beyaz mendil gibi mi olacaksın…
Ben ağladıkça susup dinleyen,
gülünce cebimde sessizce çoğalan bir hatıra,
her anımın kenarına ilişmiş bir sen mi olacaksın?
Çünkü bazı sevgiler kar gibidir,
değdiği yeri üşütür ama saf bırakır;
bazılarıysa mendil gibi,
acıya dokunur, iz bırakmadan alır götürür.
Ben seni hangisi sanayım şimdi?
İçime düşen ilk soğuk mu,
yoksa içimi ısıtan o görünmez merhem mi?
Bil ki…
ben her iki ihtimali de sevdim sende.
Hem üşümeyi göze aldım,
hem de gözyaşımı sana emanet etmeyi.
Şimdi söyle,
bu derin hazzın en vazgeçilmez yerinde
sen hangi iz olacaksın?
Bir mevsim gibi gelip geçen mi,
yoksa cebimde taşıdığım
ve her dokunduğumda
kalbimi yeniden hatırlatan
o beyaz, o ince, o vazgeçilmez sen mi…
Yoksa bir dua gibi mi yerleşeceksin içime,
her sıkıştığımda dudaklarımdan dökülen,
adıyla bile kalbimi yumuşatan…
Belki de hiç gitmeyen bir eksik olacaksın,
varlığınla değil, yokluğunla tamamlayan beni,
her kalabalıkta seni aratan bir yalnızlık gibi…
Ben seni taşımayı öğrendim içimde,
ne tamamen bırakabildim,
ne de tutarken incitmeden sevebildim.
Çünkü sen…
ne sadece bir kar tanesi kadar geçici,
ne de bir mendil kadar masum kaldın bende;
sen, dokunduğun her şeyi
kendine dönüştüren bir his oldun.
Ve şimdi anlıyorum—
asıl vazgeçilmez olan sen değilmişsin belki,
sende kaybolmayı göze alan
o çaresiz, o inatçı kalbimmiş.
Ama yine de…
eğer bir gün geri dönersen,
ben seni ne kar gibi tutarım avuçlarımda,
ne de bir mendil gibi saklarım cebimde.
Bu kez…
seni kalbimin en kırılgan yerine koyarım,
ne silinecek bir gözyaşı,
ne de eriyecek bir mevsim olasın diye…
sadece kal…
adı bile gitmeye kıyamayan
bir “biz” olarak.
Belki o zaman zaman bile durmayı öğrenir,
geçmekten vazgeçer anların kıyısından…
çünkü bazı hikâyeler vardır,
bitmeye razı gelmez, yazıldıkça derinleşir.
Sen benim içimde çoğalan bir sessizliksin artık,
adı konulmamış bir yakınlık,
dokunulmadan hissedilen bir varlık gibi…
Ne zaman gözlerim dolsa
elimi cebime atıyorum alışkanlıkla,
ama bu kez bir mendil değil
senin hayalin değiyor parmak uçlarıma.
İşte o an anlıyorum—
insan en çok,
dokunamadığı şeyleri severmiş.
Ve sen…
benim en çok sevdiğim dokunulmazlığım oldun.
Bir gün yollar kesişirse yeniden,
ne geçmişi sorarım sana,
ne de neden yarım kaldığımızı…
çünkü bazı cevaplar
duyulunca eksilir,
susunca büyür kalpte.
Ben seni artık bir ihtimal gibi değil,
bir gerçek gibi seviyorum;
varsan da, yoksan da değişmeyen
tek şey sensin içimde.
Ve eğer bir son yazılacaksa bize,
ben onu da güzel bitiririm—
çünkü seninle başlayan hiçbir şey
çirkin olmayı beceremez.
Şimdi gel… ya da gelme,
ama bil ki
ben seni hep aynı yerden seveceğim:
ilk yağan karın saflığından,
ve bir mendilin sessiz sadakatinden.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.