1
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
226
Okunma
Kendi toprağına yabancı,
Kendi sesine sağır bir gürültüde boğuluyorsun.
Batı’nın isli gölgesine sığınıp,
Doğu’nun kadim nurunu "dağlı" sanacak kadar uzaksın kendine...
Oysa güneş, senin o sığındığın karanlıktan değil;
Benim bağrımda yanan o kadim ocaktan doğar.
Sen, başkalarının ritmiyle raks eden bir taklitçisin;
Zehirli seslerin küf yankısısın.
Biz ise; güneşin çocuklarıyız.
Dünya karanlığa boğulurken, biz yüreğimizdeki deyişlerle aydınlatırız geceyi.
Senin o gürültün, benim sükutumdaki hakikati örtmeye yetmez.
Unutma;
Güneş, onu batırmaya çalışanların ellerini yakar.
Sen kendi yarattığın o yapay cennetinde,
Kendi diline gurbet kalmaya devam et.
Ben ruhumun ana vatanında,
Kendi türkülerimin asaletinde büyüyorum.
Kuyruğunu kıstırdığın o karanlık kuyu senin olsun,
Zira başaklar gölgede değil, güneşe dönerek olgunlaşır...
Yüzümüz güneşedir, yolumuz hakikat!
Biz gülmeyi Nâr’dan öğrendik, iblisten değil!
Hakikat Nur, Nur Hakikat!
Vaha Sahra
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.