3
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
225
Okunma
Bazen bir Türkü sarar yarayı, bazen bir şiir,.. Rütbesiz ve hesapsız sevenlere…
Tırnağı etten ayırır gibi sıyrıldı gün geceden,
Sabahı zor etti özlemek…
Biliyorsun, rütbesiz konuşmak en güzeli;
Sen Türkü, ben Şiir...
İki ayrı dilin bir solukta çarpışması…
Gülümsemeyi sonradan öğrenenler,
çatlayan nâr,
Kendi yarasına kabuk olanların dermanı özündedir.
Ama sesin…
Sesinin şifası, o tırnağı etten çeken sızıyı dindiren…
Her nota ruhumun uçurumuna çekilen korkuluk.
Kalıplara sığmayan sızıdır bu;
Ne endam ölçer derinliği, ne de aynalar gerçeği.
Seni,
herkesin baktığı o sığ yerden değil,
Kimsenin göremediği o "can" damarından sevdim.
Sahra’ya düşenlerdir kuyuya inenler,,
Biz o derinlikte, tırnakla et gibiyiz…
Gözün gördüğü beden,
ruhun gördüğüyse sonsuzluk.
Beden yorulur, şehir eskir…
Zamanın eskitemediği tek yer,
kalbin o nihai sarnıcı…
Senin o aynalarda bulamadığın "kuytu" yanın,
Hep aynı güzellikte içimde kalır.
Vaha Sahra
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.