5
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
176
Okunma
İnandığım her şeyi unutturdular,
Dosdoğru yollara sırt dönüp...
Dışarıdan yediğim her darbe içeride Ağrı,
Doğasına ihanet edenlerin sancısıyla...
Aramızda ince buzdan labirentler,
Parmak uçlarından ya-yılan soğukluk...
Unutma!
En zayıf anımda vurulan darbe,
Koşar adım uzaklaştırdı,
Bu harp zihnin uyarısı, kalbin susu.
Kirpiklerin arasında kopan kasırga...
Toprağın kalbine en yakın yerden doğana,
Yağar mı gökyüzünden dualar?
Şehrin yağmurlu yüzünden düşen yüzüm,
El çırpan alev alev titremelerde...
Semaya dokunan ellerim,
İlk yazıt alnımızda,
İsimlerimizin yazgısı ezelden iç içe.
Toprağa taş yağdıran kasırga,
Suyu köpürten yıldızların ateşi.
Denizlere uzak olanın,
Kaynama noktası zordur…
Buzulları çözmeye bir tutam cehennem ister...
Sarsılan dağlar, saflık derecesinde üşüyen kalp,
Kelimelerin çağırdığı bambaşka diyar;
Rüyalar cennetidir düşlenen.
Soyut, bekleyen, beklenen...
Uyandığında sarılacak devasa boşluk,
Kendi elini tutup, kendi omzuna yaslansan da;
Dönüp dolaşıp gölgelere, yani "boşluğa" çarptığın...
Kendi sesini benim çığlığımda duyduğun bir masal...
Sustuğun yerden çağlayan düşlerin içine aktığı…
Göğsümde Ağrı,
Alabildiğine kar...
Güneşi bekleyen o bahtsız nevruzlar,
gökten süzülen ölümcül Nâr…
.
Vaha Sahra
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.