7
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
243
Okunma
Gecenin ağzında mühürlendi dil
Günün avuçlarında öten kuşlar
Elde avuçta muradıyla bezenen yara
Gözlerime açılan bir pencerelik gökyüzü
Minnetsiz bir yudum su
Bir kaşık aş
Ateş nöbetlerinde anne sayıklaması
Yorganın sarmal travması
Kötünün günahı boynuna
Vurgusu baharın
Şifayı çağıran doğa
Bahar; Dili damağı kurutan o pusu
Avlulardan kanatlanan postacı güvercinler
Duvarın görünen yüzünden silinenler
Bulutların gölgesinde susuzluk teselli
Yok sayısınca ruhun isyanı
Geriye atılan adımlar
Kayan yıldızların ardından savrulan küller
Ateşin nabzını tutan sözler
Yorgun bekleyişin ardında eğilen dalların gölgesinde
İğde kokusuna aşeren uzaklık
Ana toprağını özleyerek
Kendi içindeki rahme kıvrılan cenin masumiyetiyle açtım gözlerimi
İlk kıvılcımı tutuşturan rüzgar saçlarımda
Zamanın akışına yön veren
Buruşturup atılan köprüler, kırılmış ayaklar
O yabancı tasması boyuna asılan
Sevgi dilinden özge ne var
Öfkeyi evcilleştiren
Kırdığını onarmak altın oranla
Gümüşe inat
Tekati tükenmişken o son darbeyle
Namümkün...
Uzatılan elin bileklerinden çekilen kanı
Mağduriyetin mağrur sessizliği
Adımlar vurgulu, omuzlar Titanik
Raksın ritmi eksik
Buzdağına emanet o son hiza…
Kıvrılıp şifanın rahmine kapadım gözlerimi gökyüzüme…
Vaha Sahra
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.