19
Yorum
36
Beğeni
5,0
Puan
101
Okunma
bir ince sızı gibi dolanıyor içimde zaman
parmak uçlarımda kırılmış saatler,
her tik takta dökülen bir pişmanlık
ve göğsümde ağırlaşan bir “keşke”
geceyi bölüyorum usulca
kirpiklerimden düşen sessiz dualarla
karanlık, yüzüme sürülen bir aynadır
orada görüyorum kendimi
eksik, yarım, savrulmuş bir yaprak gibi
her anım tevbe ile
çünkü kalbim bir kapı
durmadan çarpan rüzgârlara açık
ve ben her kapanışta
yeniden vuruyorum o kapıya
affın eşiğinde diz çökerek
bir yağmur başlıyor içimde
ne bulut var ne gök
yalnızca gözlerimde biriken
ve adını bilmediğim sular
yıkıyor eski benliğimi
sessizce, kimse görmeden
yol uzun diyorum kendime
ve ayaklarım taşlara alışıyor
her tökezleyişte bir “estağfirullah”
her düşüşte biraz daha insanım
biraz daha kul
gün doğuyor sonra
ışık, utancımı sarıyor
ve ben, güneşe bakamayan bir yüzle
yine de umutla kaldırıyorum başımı
çünkü biliyorum
tevbe, karanlığa düşen ilk ışıktır
her anım tevbe ile
bir nehir gibi akıyorum içime
kirleniyorum, arınıyorum, yine kirleniyorum
ama vazgeçmiyorum akmaktan
çünkü en sonunda
rahmet denizine varacağım…
Müjgân Akyüz Dündar
5.0
100% (25)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.