28
Yorum
50
Beğeni
5,0
Puan
274
Okunma
Gök, bir secde örtüsü gibi serilmiş başımın üstüne
bulutlar ağır ağır yürür
içlerinde saklı dualar
henüz dudaklara değmemiş niyetler gibi
Yerdeyse
taşların suskunluğu var—
ama her suskunlukta bir zikir
her toprak tanesinde
binlerce “O’nundur” yankısı
Bir rüzgâr geçer içimden
adımı bilmez ama sahibini bilir
çünkü esmek bile emanet
çünkü yönünü tayin eden görünmez bir kudret
Deniz kabarır gecenin koynunda
dalgalar göğe uzanır sanki
“Ben de Sen’inim” demek ister gibi
kıyıya vuran her köpük
bir teslimiyet mektubu
Kuşlar,
kanatlarında taşıdıkları göğü bırakmadan
uçmayı öğrenirler
bilmezler belki ama
her çırpışta bir şükür gizlidir
Dağlar...
heybetli duruşlarıyla bile eğilmişlerdir aslında
zirvelerinde kar değil
bir tevekkül beyazlığı taşırlar
Ben de yürürüm
iki avucum arasında sıkışmış dünya ile
bir damla su gibi geçici
bir nefes gibi ödünç
Ve anlarım—
ne gözümün gördüğü ufuk
ne kalbimin sakladığı sır
bana ait değil
Göklerde ne varsa
bir yıldızın titrek ışığında yazılı
yerde ne varsa
bir karıncanın yolunda gizli
Hepsi O’nun.
Ben de…
bir yankı sadece
O’nun “Ol” deyişinden kalan.
Müjgân Akyüz Dündar
5.0
100% (37)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.