20
Yorum
43
Beğeni
5,0
Puan
238
Okunma
hangi yangının isini taşıyorum içimde
kim üfledi bu közleri kalbimin kıyısına
ve hangi rüzgâr sürükledi beni kendime yabancı bir geceye
göğsümde uğuldayan bir şehir var şimdi
sokak lambaları titrek, kaldırımlar suskun
ay, bir sigara dumanı gibi kıvrılıp
dudaklarımın arasından düşüyor karanlığa
düşüncelerim—
paslı kapılar gibi gıcırdayan,
açıldıkça içimi daha çok kapatan
bir labirentin kör aynaları
neden başım duman duman
hangi hatıranın yangını bu
hangi vedanın küllerinden doğuyor
bu ağır, bu yakıcı sabahlar
ellerim tutamıyor artık zamanı
parmak uçlarımda dağılan anlar
birer gölge gibi kaçıyor
adı konulmamış korkuların arkasına
ve ben—
bir uçurumun kenarında unutulmuş yankı
kendi sesime bile yabancı
kendi içimde kaybolan bir yolcuyum
gözlerimde bir sis,
yüreğimde çökük bir gökyüzü
her şey yarım, her şey eksik
her şey biraz sen, biraz hiçlik
neden başım duman duman
hangi suskunluk ördü bu duvarları
hangi kırık dua kaldı dudaklarımda
ve hangi karanlık öğrendi adımı
belki de içimde büyüyen bu yangın
söndürülmek için değil
anlaşılmak için vardır
ama ben hâlâ
kendi külümde üşüyen bir kıvılcımım.
5.0
100% (30)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.