1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
100
Okunma
Belki bir gün, hiç ummadığın bir sabahın eşiğinde perdeler kendiliğinden aralanır da
içeri dolan ışık, adımı fısıldar sana.
Sanki yıllardır susmuş bir hatıranın dili çözülmüş gibi.
Belki bir gün, yağmur ince ince düşerken şehrin omuzlarına,
Her damla geçmişten bir iz taşır,
Sen yürüdükçe ıslanan kaldırımlarda
kendi hikâyene yabancı bir yolcu olursun.
Belki bir gün, bir çayın buğusunda kaybolur zaman,
Ellerin kupaya sarılıyken içinde büyüyen o tarifsiz boşluk nihayet bir anlam bulur,
ya da anlamın kendisi senden vazgeçer.
Belki bir gün, bir şarkının en tanıdık yerinde durur kalbin,
Devam etmeye cesaret edemez, çünkü bilir
en güzel yerler hep yarım kalanlardır.
Belki bir gün, adını unuttuğun duygular geri döner, bir rüzgâr gibi değil de kapıyı çalmayı bilen eski bir dost gibi..
Sen açıp açmamak arasında uzun bir suskunlukta beklersin.
Belki bir gün, kendine rastlarsın kalabalık bir sokakta, göz göze gelirsiniz ve ikiniz de tanımazsınız birbirinizi en derin yalnızlıkların en gürültülü anında.
Belki bir gün, geceyi ilk kez bu kadar uzun bulmazsın, çünkü karanlık bile yorulur
seni saklamaktan.
Belki bir gün tüm bu “belki”ler birikir içinde,
bir gerçeğe dönüşmeden önce sana son kez sorar.
“Hazır mısın gerçekten olanı yaşamaya,
yoksa ihtimallerde kaybolmak daha mı kolay?”
Belki bir gün, cevap verirsin.
Ama o gün gelene kadar, her şey biraz eksik,
biraz yarım, ve fazlasıyla mümkün kalır.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.