2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
99
Okunma
İncinmeyen yürek olur mu hiç?
Bir çocuk düşerken ağlamamayı öğrenir mi?
Bir kadın sevip de aldatılmadan büyür mü?
Bir adam kaybetmeden anlar mı neyi sevdiğini?
İnsan dediğin, işte en çok oradan kırılır.
Ama kırılmadan nasıl hissedilir hayatın tam orta yeri?
Herkes bir şeyden incinmiştir.
Bir sözden, bir bakıştan, bir gidişten.
Bazen terk edilmekten, bazen görmezden gelinmekten.
Bazen çok sevip değer görmemekten.
Kimi susarak incinir, kimi bağırarak.
Ama hepsinin adresi aynıdır kalp.
Bir yara varsa, orada bir yaşam deneyimi vardır.
İz bırakmayan sevda, sevda mıdır?
Gözyaşı dökmemiş bir gönül, derin midir?
Acı, bazen sadece acı değildir.
O, seni sen yapan, ruhunun harcına karışan bir öğrenmedir.
İnsan incinir.
Çünkü sever. Çünkü hayal kurar, içindeki saf iyiliğe inanır.
Ne zaman ki o iyiliğe karşılık bulamaz, işte o zaman içi acır.
Ama bu acı seni eksiltmez.
Tam tersi her kırılma, seni yeniden inşa eder.
Daha güçlü, daha derin, daha gerçek.
Birini affetmeyi öğrendiğinde, kendini bıraktığında…
Ve yine de sevmekten vazgeçmediğinde…
İşte o zaman anlarsın,
İncinmek, yaşamanın bir başka şeklidir.
Çünkü yürek dediğin, sadece mutlulukla değil,
acıyla da yoğrularak olgunlaşır.
Bazen en derin yaralar, en büyük şifaların yolunu açar.
Belki bir gün, seni inciten her şey için teşekkür edeceksin.
Çünkü seni sen yapan, onlardı.
Güçlü değil de gerçek olmayı öğrettiler.
Artık biliyorsun, İncinmeyen yürek olmaz.
İyileşmeyi seçen bir yürek, her şeyden daha kıymetlidir.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.