0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
29
Okunma
Çıkardım hüznün maskesini, yıllardır yüzümde bir gölge gibi taşıdığım o suskun ve ağır ifadeyi usulca indirdim kalbimin kıyısına, kırılacak bir anıyı bırakır gibi dikkatle,
Aynalara bakmayı ertelediğim bütün zamanların ardından, ilk kez kendime bu kadar uzun, bu kadar derin baktım ve gördüm ki içimde sakladığım karanlık bile bana ait bir ışıltı taşıyormuş aslında,
İçimde biriken o eski akşamlar vardı, adı konmamış vedalar gibi içime çöken ve her defasında biraz daha eksilttiğini sandığım ama meğer beni başka bir hâle hazırlayan sessiz kırılmalar,
Sustukça büyüttüğüm cümleler vardı dilimin ucunda, her biri söylenmemiş bir hakikat gibi içimde yankılanan ve zamanla kendi yankısında anlam bulan kırık ama direnen sesler,
Şimdi rüzgâr yüzüme başka türlü dokunuyor, eskiden kaçtığım o açıklık artık korkutmuyor beni, çünkü öğrendim ki insan en çok kendinden kaçarken yorulur, en çok kendine varınca dinlenir,
Bir kapı araladım içimde, yıllardır kilitli duran o derin ve karanlık odanın kapısını, ve içeri dolan ışıkla birlikte korkularımın aslında sadece bekleyen gölgeler olduğunu anladım,
Hüznün maskesi düştüğü yerde sessizce yok olurken, ben ilk kez kendimi saklamadan, eksiltmeden, değiştirmeye çalışmadan sevebildim ve bu, öğrendiğim en zor ama en gerçek şey oldu,
Geçmişin küllerinden ağır ağır doğan bir sabah gibi topluyorum şimdi kendimi, çünkü artık biliyorum ki her kayıp, içinde bir yön bulur ve her kırık, doğru yerden bakınca yeni bir başlangıca dönüşür.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.