2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
42
Okunma
omuzlarım,
yeryüzünün sakladığı
bütün ağırlıkların
isimsiz mezarı
çağın çatlağında
saklambaç oynuyor hayallerim
yüreğim,
acıların toplandığı kavşak değil artık
kanayan bir evren
her darbesinde bir galaksi kırılırken,
ışığı bile kendine gecikiyor
yüzümde taşıdığım çizgiler
zaman değil,
yaşanmışlığın susmayan tanıkları
her biri bir hatırlayış,
her biri bastırılmış çığlık
ve avuçlarım...
toprağa değil,
kaderime sürtünmekten
nasır tutmuş yazgımın kanıtı
ah… ben…
kanadından vurulmuş serçe
bahçesinden erken koparılmış gül misali
tuzlu dalgalara bırakılmış solgun bakışlarım
girdabın ortasında
boşlukla sallanan
adı unutulmuş bir gölgeyim
ne eksildim kaybolacak kadar,
ne çoğaldım var olacak kadar
zamanın bile adını koyamadığı
bir aralığa sıkıştım
adım yok,
sesim yankıya ulaşmıyor,
kendi içimde bile misafirim
dünya,
zulmü alışkanlık gibi taşıyan kör bir dev
insanlar,
susmayı erdem sanan duvarlar
ve ben,
o sessizliğin ortasında
parçalanarak çoğalan yalnızlık…
unutulmak,
birinin seni hatırlamaması değil;
kendi varlığının senden vazgeçmesidir
ben şimdi,
adı konmamış bir karanlığın içinde
kendi gölgesine bile yetişemeyen,
kendi sesine geç kalan
sonsuz bir kırılışım…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.