3
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
102
Okunma
Üşüyorum sebebsiz nedensiz
Temmuz ayında bu sıcağın altında…
Üşüyorum hatun.
Çok üşüyorum...
Bugün telefonum hiç çalmadı,
Bir mesaj bile gelmedi:
Ne yapıyorsun? İyi misin ?
Diye soran hiç kimse olmadı.
İşten çıktım, eve geldim.
Zile bastım…
Kapı açan olmadı.
Cebimden anahtarımı çıkarıp
Sessizce kapıyı açtım.
İçeri girer girmez
Soğuk bir rüzgâr
Yüzüme tokat gibi vurdu.
Salona geçtim,
Senin anahtarları masanın üzerindeydi.
Hiçbir şey anlamamıştım.
Yatak odasına girdim önce…
Dolabın kapakları açıktı.
Gözlerim dolabın içine daldı.
Bütün eşyaların gitmişti
Dolap bomboştu.
Başımı çevirdim.
Sadece benim eşyalarım kalmıştı.
Yarım bir ben gibi..
Telefonunu aradım…
Ulaşılamıyordu.
Hatun nerdesin?
Ne bu evin hali?
Diyecektim kendimce sana.
Ama içimi
Kocaman bir sessizlik kapladı.
Senden geriye kalan
Eksik bir ben
Ve kos koca bir boşluktu.
İki gün sonra
Kirli sepetinde tişörtünü buldum.
Saatlerce kokunu çektim içime.
Sonra yastığıma kılıf diye taktım.
Biliyor musun artık
Her gece kokunla uyuyorum.
Aynanın önünde
Birkaç saç telini buldum.
Nasıl saklarım diye düşündüm.
Tesbihin içine koyuyorlarmış
Öyle dediler…
Ben de öyle yaptırdım.
Şimdi saçlarını
Avuçlarımda okşuyorum.
Bir kahve yaptım hatun…
Hep kullandığın o fincan var ya
Onun içinde.
Bir yudum aldım.
Evin içinde nefesim daraldı.
Oturamadım ,balkona çıktım.
Karşımda boş bir sandalye vardı.
Boğazıma dizildi kahve.
İçemedim.
Kaç sigara içtiğimi inan bilmiyorum.
Az iç derdin ya hani…
Şimdi desene bir daha
Hatun…
Sabaha kadar balkonda oturdum.
Karanlık gece yavaş yavaş aydınlandı.
Güneşin ışıkları yüzüme vurdu.
Sonra gözüme saksılar çarptı.
Çiçeklerin solmuş hatun.
Çiçeklerin solmuş...
Artık yatak odamızda uyuyamıyorum.
Koltukta uyumaya başladım.
Eve bile gelmek istemiyorum artık.
Bu temmuz ayı…
Çok üşüyorum ben hatun.
Çok üşüyorum…
Hatun konuşur
Şimdi kapıları çal adam…
Ben evde yokum.
Bugün sen evden çıkıp işe gittin.
Ben kalktım.
Bütün eşyalarımı topladım.
Bana ait ne varsa
Bir bavula sığdırdım.
Sana beni hatırlatacak
Hiçbir şey bırakmadım.
Sadece yorgunluğumu bıraktım.
Bir kere bile
Bana güzel bir cümle kurmadın,
Değer vermedin.
Ben kendimi
Hep kafesteki kuş gibi hissettim.
Birlikte geçirdiğimiz
Güzel bir anımız yok.
Hiç sokakta el ele yürümedik biz .
Hiç beraber kahve içmedik mesela.
Sen bana sarılarak hiç uyumadın.
Ben
Ben temmuz ayında çok üşüdüm adam.
Senden vazgeçmedim.
Ama kendimi bulmak için
Senden gittim.
Sana o kadar kırgınım ki…
Beni hiç sevmedin, saçlarımı okşamadın,
Ellerimi tutmadın.
Gözlerime bile bakmadın.
Seni seviyorum demeni geçtim…
Ben senin için koca bir hiçtim.
Sevilmenin ne demek olduğunu
Hiç bilmiyorum.
Aylardır yandığımdan haberin bile yoktu.
Ne kışlar geçti bu yüreğimden.
Ama hiçbiri temmuz kadar
Üşütmedi beni.
Kalbim kor ateşti…
Senin ruhun bile duymadı.
Sen vardın ama
Ben hep yarım yarımdım.
Yalnız hissettim.
Bir gün bile
Nasılsın? demedin.
Ben de
İyiyim diyemedim sana.
Sessizce ağladım.
İçimde fırtınalar koptu.
Kelimeler boğazımda düğümlendi.
Meğer kimseye söyleyememekmiş
Seni sevmek adam.
Şimdi seni yazmak istiyorum saatlerce.
Ama kalbim, aklım
Dilime izin vermiyor.
Çok derinlere gömmüşüm seni.
Yüreğine söz geçiremeyenin
Adı deli hatun olur.
Ama kimse bilmez…
O delilik değildir.
Sevdasını hiç bir yere sığdıramayan
Kırık bir kalptir aslında.
Bana deli diyenler bilmez.
En sessiz affediş en derin yaradır.
Bazen gerçekten sevmek
Aklı terk etmektir.
Ben senden gittiğim gün
Affettim seni.
Deli hatun olmasam
Bu acıya nasıl dayanırdım?
Şimdi adını yasaklıyorum kendime.
Sen artık sadece
Sevdiğim adam olarak kal.
Adam
Sevmeyi öğrenmişti.
Öğrenmesinede,
Hatun çoktan gitmişti.
Bizim hikayemiz de sevgi
Hep kaybetmişti...
5.0
100% (4)