5
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
150
Okunma

Var olanların en güzeli değil mi şu umut
Her şeyden öncelikli her şerre de inat
Kiminde tükenişlerle son sınıra gelinse de
İçimizde beslemektedir bizi yarına, tarifsiz murat.
Gördünüz mü en çaresiz anlarda uzanan eli
Kırgınlıklarda omza değenler ne de değerli
Ve bir damla yaşla başlarken yürekteki burukluk
Bir vefalı dosta ihtiyaç halidir hissedilen susuzluk.
Bazen bir ezgide bulur insan neşenin izlerini
Zorlarının içinde saklanmaz mı hayatın tüm gizemi?
O küçücük anların vereceği hazlar değer yıllara
Bir umut için direnilir, yenilgiler olsa da sonunda
Özgürlüğe açılan bir kapıdır bekler, esenliğin koynunda.
Ne önemi vardır ki kim olduğumuzun, duygular benzer
İnsan insanı sevemese de özden bir saygıyı besler
Asla yer verilmez karamsarlığa, düşürendir darlığa
Oysa her duygunun ve ona vesile kılınanın da hamisi,
Umudu dikte etmişti ezelden, umutsuzluk niye ki?
Oncadır üzüntüye gark eden türlü serzenişler
Bitimli değiller miydi sanki geceler gibi direnir
En dipsiz kuyuların bile varken bir sınırı
Bir nüvelik ışıkla yeniden doğarken gün
Zihni, bedeni, ruhu saran tüm keşmekeş
Terk eder tüm hızıyla duramaz da önünde aleni
Ve bir yolcusu daha kazanır hayatı hem de yeniden
Umuttur alıp götürür, yol alır sevdalara hayat treni.
Ayaklar altında sıradan bir kaya parçası
Bilinmezlere doğru bir sürprizin de parçası
Nasıl da kırılınca ortaya çıkıyor tümüyle gerçek, aleni
Yok oradan çıkış; inkarı manasız, şansa bağlama
Karıncanın sesini işiten, bize rağmen O var ya.
Daracık mekânında ve o kaskatı çatısının altında
Kim düşünmüştü ki rızkını, aç da bırakmadı
Varlığa şekli veren Hak, umudu da vermişti
Kesilse de her şeyden kısmet, umutsa paydada kaldı.
Oğuzhan KÜLTE
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.