1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
22
Okunma
Kırgınım sana…
Ama öyle basit bir kırgınlık değil bu.
Hani insanın içini yavaş yavaş çürüten,
her hatırladığında kalbine batan bir sızı vardır ya…
İşte öyle bir şey benimkisi.
Sana kızmıyorum belki,
ama içimde sana dair ne varsa artık paramparça.
Bir zamanlar sesini duyunca huzur bulduğum kalbim,
şimdi adını duyunca bile ağırlaşıyor.
Bilseydim böyle olacağını
sana bu kadar içten bakmazdım.
Sözlerine bu kadar inanmaz,
varlığını bu kadar sahiplenmezdim.
Çünkü insanı en çok düşmanı değil,
en çok güvendiği kırıyor.
Şimdi içimde bir sessizlik var…
Ne sana anlatacak halim kaldı
ne de seni affedecek kalbim.
Ve bil ki;
bazen bir insan gitmez hayatından…
ama kalbinde sonsuza kadar ölür.
Kırgınım sana…
Ama öyle bir kırgınlık ki bu, kelimelere sığmıyor.
İnsan bazen bağırmak ister, bazen ağlamak…
Ben ikisini de yapamıyorum.
Sadece susuyorum…
Çünkü içimde kopan fırtınayı anlatacak kelime kalmadı artık.
Bir zamanlar sana bakınca içim ısınırdı.
Şimdi adını duyunca içimde soğuk bir boşluk büyüyor.
Demek ki insan en çok,
“asla yapmaz” dediğinin yaptıklarıyla kırılıyormuş.
Ben sana kalbimi verdim,
sen ise bana suskunluk bıraktın.
Ben seni hayatımın en güzel yerinde sakladım,
sen beni yokluğunun en karanlık yerine attın.
Biliyor musun…
İnsan bazen birini kaybetmez,
onun içindeki yerini kaybeder.
Ve işte o gün,
en büyük acı başlar.
Şimdi geceler uzun,
düşünceler ağır,
kalbim yorgun…
Ama en çok da şunu öğrendim;
bazı insanlar giderken arkasında sadece bir boşluk bırakmaz…
bir insanın içindeki bütün ışığı da söndürür.
Ve sen…
bende işte tam olarak bunu yaptın.
5.0
100% (2)