3
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
145
Okunma
Masadaki Haya
Rakıyı yanındakiyle içersin,
Kadehi aklındakiyle kaldırırsın.
Masada kahkahalar yükselse de,
Gözlerin uzaklarda bir noktaya dalar.
Sohbetin demi suyu yumuşatır,
Anason kokusu geçmişi kuşatır.
Dudaklara değen sadece buz değil,
Yürekte erimeyen o eski sızıdır.
;Şerefe denir, neşeye niyet edilir,
Ama asıl selam kalpteki gizli sahibinedir.
Çünkü sofrada kim olursa olsun,
İnsan en çok sustuğu kişiyle demlenir.
Kimi zaman bir isim düşer beyazın içine,
Buz gibi soğuk, köz gibi sıcak...
Yanındaki sorar: "Daldın yine, neyin var?"
Cevap bellidir de, kelimeler sığmaz içe.
Dudakların payına "afiyet" düşer,
Yüreğin payına koca bir hasret.
Sanki o burada, masanın tam ucunda;
Bir duman altı hayal, bin yıllık bir gurbet.
Güneş doğunca biter sanır görmeyenler,
Oysa sönmez o yangın, sadece küllenir.
Kadeh boşalır, gece el ayak çeker de;
İnsan yine en çok, kendinden gizlediğiyle demlenir.
Ne meze dindirir bu açlığı, ne kadeh susturur kalbi,
Zaman geçer de, ruhun o masada asılı kalır.
Son yudumda damlayan aslında içki değil, ömürdür;
Kadeh masaya iner, hayali başucunda kalır.
Alper KARAÇOBAN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.