3
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
202
Okunma
Bu şehir İstanbul’dur,
Demi koyu bir çay gibi
Bekletir insanı.
Soğutur,
Bir sigara yakarsın,
Yüzüne savurur dumanı.
Elleri
Ellerine değecek gibi olur,
Vazgeçer son anda.
İstanbul böyle yapar;
Yaklaştırır
Ama bırakır yarı yolda.
Bacaklarını,
Bacaklarına hafifçe dokundurur,
Kaçamak,
Sonra çeker apansız,
Sevmesen de içine bir kurt düşer,
Ateşler barutu zamansız.
Gece yarısı,
Kapıyı kapatsan da
Sis olur sızar pervazdan,
Boynuna eğilir,
Davetkar sesiyle fısıldar:
“Hadi bir kadeh alsana”
Bu şehirde hikayeler,
Rakı masasında başlar;
Birinci kadehte dilin,
İkincide sözlerin,
Üçüncüde tenin çözülür,
Sabahı zor edersin.
Boğazda bir düğüm,
Imık bir boşluk,
Yarım yamalak veda,
Tekrar ederek adını,
Buseler kondurur boynuna
Fısıltıyla
İstanbul bu, bırakmaz yakanı,
Boynundan başlar,
Yüreğine iner...
Ve insan bu şehirde,
bir kadehe yenilir
Ve bir hayatı kaybeder.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.