1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
205
Okunma

Benim tek lüksüm çaydır,
Öyle kahve falan bilmem,
Ne fincan,
Ne kupa merakı,
Olmazsa olmazım,
Cam bardakta
Karadeniz çayı…
Misafir kapıdan girince
Hoş-beş etmeden önce,
İlk çay konur önüne,
İlk bardakla tanış olunur,
İkinciyle muhabbet,
Üçüncüde gönül açılır.
Dördüncüyü içen evden sayılır.
Çay bitince kalkılmaz hemen,
Bardak boşalsa da
Söz bitmez,
Bizde çay Susuzluğu değil,
Yalnızlığı keser…
O yüzden lükse saymam ben çayı,
Ekmek gibidir, su gibidir,
Son kuruşu kalsa da fakirin,
Çay ikramı misafire hürmettir.
Biz hasbıhal ederiz çayla,
Dert ona dökülür,
Partide siyaset çayla başlar,
Kahvede sohbet çayla,
Yine çayladır evde kaynaşma.
Şekerli seven de olur,
“Demli olsun” diyen de.
Ama ikisi de bilir,
Asıl tat çayda değil,
Birlikte içtiğin kişidedir.
Bu memlekette
Her şey pahalıdır,
Bir tek çay ucuz denir,
Oysa en ağır bedel
Çayla ödenir.
Karadeniz’den gelir,
Sis kokar, yağmur kokar,
İşçi parmağı değmiştir yaprağına,
Ama rakam olur borsada,
Ve kader olur masada.
Elinize bulaşır toprağın sabrı,
Ocağın üstünde ağır ağır ısınır,
Aceleye gelmez çay,
Bekletir adamı.
Sabretmeyi öğretir;
Demlenmeden açılmaz.
İnsan gibidir;
Yaşanmadan anlaşılmaz.
Ne kupaya sığar çay,
Ne de fincana.
Kalın camda da olmaz bu keyif,
İnce belli cam bardak gereklidir;
Biz “kız beli” deriz kısaca.
En narin yerinden kavranır bardak,
İki parmak arasında
Sevgilinin beline sarılır gibi,
İncitmeden tutulur,
Götürülür dudaklara.
İncitmeden tutmak önemlidir,
Çünkü bu ülkede,
Güzel olan her şey,
Müsaittir çünkü
Belinden kırılmaya…
Varsa şükürdür çay,
Yoksa yokluğu dokunur.
Benim tek lüksüm çaydır,
Ve birlikte içeceğim insandır.
Ve zamanla anlar ki insan;
Çay değil aslında lüks olan,
Oturacak bir yer,
Dinleyecek bir gönül,
Bir de demlenmeye vakit bulmaktır.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.