1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
158
Okunma
Daha çocuk yaşımdayım,
Tomurcuğa su yürümemiş henüz,
tozpembe dünyam,
pervasız çarpar
esrik yüreğim,
kadın eli değmemiş elime,
kediyi, köpeği,
otu, böceği seviyorum,
okumayı, yazmayı,
en çok da şiiri seviyorum,
bir de karasını,
düşlerimi hançerleyen gözlerinin.
Nedendir bilinmez
beklenmedik anlarda
düşüyorsun aklıma,
önce gülüşünü hayal ediyorum,
sonra rüzgâr
adını fısıldıyor
kulağıma,
hayret!
kalbim;
kalbim çıldırmış gibi vuruyor
göğsümün duvarına.
Ertesi gün
bir bankta oturuyoruz
suskun,
bin bir kelime geçiyor aklımdan,
konuşacak oluyorum,
Sesim çıkmıyor,
Elin elime dokunuyor apansız,
ah! titriyor bedenim,
yüreğimde şimşekler çakıyor.
Mahcup bir tebessümle
çekiyorsun elini,
geç kalmayalım,
diyorsun,
annem yolumu bekliyor
akşamüzeri,
hem bir sürü ödevimiz var
biliyorsun,
hoca sıkı sıkı tembih etti:
“Yapmadan gelmeyin sakın ha!
yarın kontrol edeceğim,”
dedi üstelik.
Alelacele veda ediyorsun.
Hızla tükenen
ardışık rutin günler…
Ne çabuk yaza döndü
bahar mevsimi?
Ne ben anlatabildim
sana olan hislerimi,
ne sen söyleyebildin
hissettiklerini,
bir nefes hızıyla tükendi
son okul dönemi.
Şimdi bunca yıldan sonra
her aklıma düştüğünde
İçim ısınır,
utangaç bir gülümseme yayılır
Yanaklarıma,
yüreğimde bir sevecenlik yükselir:
İlk aşk bu;
silinmez;
derin izler bırakır
hayatlarımıza...
5.0
100% (2)