1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
512
Okunma
Bir zamanlar
sessizdi bir gölge gibi,
Sözleri ölçülü, ifadesi munis,
Bakışları derin.
Rüzgâr kulaklarına üflerdi muradını,
“Asi kız,
Sen özgür bir bireysin.”
Yıllar sonra bir sabah,
Ayna karşısında
Eğildi baktı kendine,
Parmakları titredi,
gözleri parladı
Çünkü artık
Korku yenilmişti özlemlerine.
Çözdü, attı
Başındaki yazmayı,
Ve saçları
Bir çığ gibi aktı omuzlarına,
Gür, simsiyah, asi…
Henüz düşmemişti ak,
Zindan karalarına.
Rüzgârla sevişen
Saç tellerinde
Bir devrimin
Manifestosu yazılıyordu,
Zekiydi, bilinçliydi,
Ne yaptığını iyi biliyordu,
Susamış olduğu özgürlüğü
Kana kana içiyordu.
Ne yapsa da
Sevememişti kocasını,
Çünkü ruhu bir kafeste
Hasretti enginlere,
Kitaplardan kurduğu
Küçük dünyasında,
Hiç kimseye ait değildi artık o.
Yalnızdı belki,
Ama o yalnızlık;
Bir mahkûmun değil,
Daha güzele özlemin
Yalnızlığıydı.
Gözleri hep
bilinmez bir ufka bakardı,
Daha derin,
Daha bilinçli,
Daha insan.
Şiirler yazardı
Geceler boyu,
Her dizesiyle
Zincirleri kıran.
Ve bir gün,
Kanıtlamak istedi bana
Kutsal cesaretini.
Kazandı…
Ardında bıraktığı tek şey,
Barikatları yıkan
Simsiyah saçlarıydı.
Bir devrimdi,
Derin,
Sessiz,
Kitlelerin göremediği.
Bir kadındı o,
Yaratıcı, özgür,
Güçlü,
Ve tuttuğunu koparan,
Ve yaşama
Ve engellere
Ve kurallara
Meydan okuyan,
Asi bir devrimciydi o,
Hiçbir kimsenin bilmediği.
O’nu,
Hep gizlemeye çalıştığı
Heyecanı ile hatırlarım,
Bakışında kararlılık,
Gülüşünde hüzünle karışık,
Umutla.
Mutlu olmuştum
Kitap verdiği gün,
Ödeşmek nasip olmasa da,
Zincirleri kıran saçlarıyla
Asi Kızı bilmedi kimse,
Benden başka.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.