4
Yorum
14
Beğeni
0,0
Puan
50
Okunma

ey kadim nehir, fırat
ey zamanın derin çizgisi,
düşlerimin yüreğine kazındığı,
hasretinle serpildiği fırat...
sen akarken, tarihin elleri değdi suyuna,
hitit’in izleri, asur’un yankısı,
perslerin rüzgarı, roma’nın kadim fısıltıları
dalgalarında mühürlü bir kader gibi...
kurumuş ne çok dallara nefes verdin,
çorak toprakları umutla ördün,
her damlanla yeni bir başlangıç,
her çağlayışın bir serüven oldu insanlığa.
barak ovası’na düşen gölgen,
başakların sarı yeminidir.
toprakla sevdalı bir nehir,
özlemi bin yılın tanığı...
karkamış’ın taş sokaklarında,
bir çocuk suya dokunur,
avuçlarında bir tarih,
kırık dökük zamanların yankısı...
seninle başlar türküler,
seninle yeşerir düşler.
bir kavmin duasında,
bir ozanın yüreğinde...
ey suya yazılan kelam,
ey unutulmaz hatıra,
sen yine ak, yine çağla,
sana hasretle bakan topraklar,
gölgende büyüyen hatıralarla...
ve bir gün, vakit tamam olduğunda,
tarih seni fısıldayacak yine,
adını yazacak dalgaların,
zamanın sonsuz aynasına...
*
Mehmet Demir
23223