0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
111
Okunma
"Seni seviyorum çünkü sen bensin... yazdıklarımsın, bir dolu hayat olma arzumsun."
Sylvia Plath
sabahları
mutfaktaki bardakların sesiyle uyanıyorum
hiçbiri bana ait değilmiş gibi
hepsi başka bir evden kaçıp
tezgâhıma sığınmış gibi duruyor
çayı koyuyorum
kaynamasını beklerken
içimdeki yıllar fokurdamaya başlıyor
demek ki insanın kalbi de
su gibi kaynıyormuş
ama kimse altını kapatmayı bilmiyormuş
pencereyi açıyorum
sokak yüzüme bakıyor
tanımıyor beni
oysa ben o sokakta
üç kere kalbimi düşürdüm
birinde bir çocuk buldu
top sandı
tekmeledi gitti
şimdi göğsümde
hafif bir boşluk var
rüzgâr girip çıkıyor
hiç kira ödemeden
senin adını
artık yüksek sesle söylemiyorum
çünkü isimler
çok duyulunca yıpranıyor
senin adın
eski bir halı gibi
kalbimin ortasında duruyor
üzerinden her gün geçiyorum
ama atmaya kıyamıyorum
bir gün
onu balkona çıkarıp silkeledim
toz yerine
anılar döküldü aşağı
komşunun kedisi
bir tanesini ağzına alıp kaçtı
o günden beri
eksik hatırlıyorum seni
Mevlayla aram
eskisi gibi değil artık
eskiden
her gece kapısını çalardım
şimdi sadece
ışığını görüyorum uzaktan
çünkü insan
çok dua edince
biraz da utanıyor
ne isteyeceğimi şaşırdım
senin gelmeni istesem
dünya bozulacak
gelmemen için dua etsem
kalbim
o yüzden
hiçbir şey istememeyi seçtim
ama kalbim
bunu da yanlış anladı
her gece
senin adını
istek sanıp
göğe gönderiyor
geçen gün
eski bir fotoğraf buldum
arkasında tarih yok
ama gözlerimdeki çocuk
henüz ölmemiş
onu tanıyamadım
çünkü ben
çoktan büyümüş bir yorgunluğum
fotoğrafı masaya koydum
akşama kadar baktı bana
hiç konuşmadık
çünkü bazı çocuklar
sadece susarak
hesap sorar
akşam olunca
lambayı yakıyorum
ışık odanın ortasında duruyor
sanki gitmek istiyor da
yolunu bulamıyor
ben de öyleyim
çoktan gitmem gereken yerler var
ama hangi kapıyı çalsam
içinden
ya sen çıkıyorsun
ya yalnızlık
ikisi de
aynı şeyi söylüyor
“geç kaldın”
bir gün
sokakta yürürken
bir kadın bana baktı
gözlerinde
tanıdık bir yorgunluk vardı
yanından geçtim
hiçbir şey söylemedik
ama içimden
şunu geçirdim
“biz birbirimizi sevmemeliydik”
çünkü bazı insanlar
sadece aynı yarayı taşır
ama birbirine merhem olamaz
gece yatağa uzanıyorum
tavanı izliyorum
orada küçük bir çatlak var
her gece biraz daha büyüyor
belki bir gün
gökyüzü oradan içeri düşecek
belki de
senin sesin
ama en çok
sessizlik düşecek
biliyorum
çünkü hayat
insanın üstüne
hep en ağır şeyi bırakır
şimdi anlıyorum
neden bazı insanlar
çok konuşmaz
çünkü kelimeler
yanlış kişiye gidince
bir daha geri dönmez
ben de artık
kelimelerimi
eski bir bavul gibi
yatağın altına saklıyorum
arada açıp bakıyorum
hepsi hâlâ orada
ama çoğu
senin yüzünden kırılmış
eğer bir gün
beni hatırlarsan
bir şey yapma
bir çiçek alma
bir dua etme
bir fotoğrafa bakma
sadece
bir bardak su iç
ve bardağın dibinde
kendi yüzünü gör
işte ben
o kadar uzağım artık
ve eğer biri sana sorarsa
o çocuk ne oldu diye
omuz silk
ve şöyle de
“büyüdü”
çünkü bazen
en büyük felaket
insanın büyümesidir
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.