0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
18
Okunma
"Fecr-i Cevap"
kara bir kefen
önce omuzlarıma indi
örtmedi beni
yalnızca
ışığımı benden aldı
o zaman anladım
silinmek
yok olmak değilmiş
insanlar
gözlerinin önünde
usulca kararıyormuş
bir kuş geçti
göğsümün içinden
kanadı yoktu
sadece
bir vicdanın sesi
gittikçe
tenim çekildi içime
kemiklerim
sessizce konuşmaya başladı
etim sustu
ismim sustu
yüzüm sustu
geriye
iskeletim kaldı
bir zamanlar
sarılmayı bilen kollarım
şimdi ...
kaburgalarımın arasında
eski bir ev var
nergis konağının yanı başında
kapıları açık
odaları boş
bir çocuk sesi
her gece
aynı merdiveni iniyor
ama hiçbir sabaha varmıyor
kara kefen
beni saklamıyor artık
ben
onun içinde yürümeyi öğrendim
yoldan geçenler
bir gölge görüyor
kimse bilmiyor
gölgenin de
yorulabileceğini
bir mezar taşına
adımı yazmadılar
çünkü ben
ölüler arasında değil
incir ağacının dibindeyim
iskeletim
geceleri ayakta duruyor
her kemiğim
başka bir beni taşıyor
omzumda
yarım kalmış bir ömür
parmak uçlarımda
gitmediğim yerler
ve kafatasımın içinde
hala
bir kalbin ..
ölmek
onu susturmakmış
bazen
gecenin en geç saatinde
kara kefeni çıkarıyorum
altından
bembeyaz kemikler değil
kararmış orkideler çıkıyor
toplamaya çalışmıyorum
çünkü bazı kırıklar
yerden alınmıyor
İnsan
üzerinden geçerek
öğreniyor onları
bir gün
beni bulan olursa
korkmasın
bu iskelet
ölümün değil
eksilerek yaşamış
bir insanın kalıntısı
ve kara kefen
bir son değil
içinde
kendinden utananların
sessizce yürüdüğü
uzun bir gece
ben de
o gecenin içinden geçiyorum
her adımda
bir kemik daha
eve dönüyor
her nefeste
bir satır
iniyor
kara bir satır
kafa tasıma
ve sonunda
geriye
ne yüz kalıyor
ne ses
ne nefes
ne orkide
ne menekşe
sadece
kara kefenin içinde
ayakta duran
bir iskelet
ve kimse bilmeden
o da
yavaş yavaş
siliniyor
beni unut
m
a
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.