4
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
58
Okunma

DUA
Fevzi Emir Yılmaz
Elbet görür gerçeği, ibret ile her bakan;
Kimi mülkün peşinde, kimi de mevki, makam.
Kimi “benim” deyip de kesip biçiyor ahkâm;
Yine esirgeyensin bizleri, sen ya RAHMAN.
Bin günah işlesek de kapatmazsın kapını;
“Kulum” der, affedersin kulun kabahatini.
Biz Araf’ta kalıp da eylesek de bin vehim,
Yine bağışlayansın bizleri, sen ya RAHİM.
Aczimizden şaşırıp kaybetsek yolumuzu,
Günaha dûçar olup doldursak solumuzu,
Huzuru bulmak için yeter bize bir kelâm;
Selâmet veren sensin her gönüle, ya SELÂM.
Bir hükmümüz var sanıp düşüyoruz gaflete;
Bir nefes esirgersen gark oluruz zahmete.
Sen yüce yaratansın, yarattığınsa biziz;
Haddimizden şaşırma bizleri, sen ya AZÎZ.
Dağlar gibi günahı işleyip de dururuz,
Hesap günü yok sanıp iyice kudururuz.
Can tanesi bitince ne işe yarar âhlar?
Sen örtmezsen kim örter bu günahı, ya GAFFÂR?
Tükenmez nimetlerin hayat veriyor bize;
Yer, içer şükretmeyiz asla Verenimize.
Hak etmeye kalsaydı aç kalırdı dost, ahbap;
Karşılıksız verensin kullarına, ya VEHHÂB.
Yediğimiz lokmayı biz kazandık sanırız,
Birine bir verirsek ikiye usanırız.
Oysa bire bin verir, şu toprağı bir kazsak;
Mutlak rızkı verensin bizlere, sen ya REZZÂK.
Her bunalan kulunun açtığı avuç sana;
Kulun kula hayrı yok, nasibi yoksa buna.
Niyaz sana, naz sana; duyansın söyleneni,
Her kulun feryadını işitensin, ya SEMÎ.
Ayandır sana her şey, gizli yoktur katında;
Ne gök kubbe üstünde ne de yerin altında.
Güneş kapkara olsa, hiç doğmasa da fecir;
Bilen sensin her şeyi, gören sensin, ya BASÎR.
Açılan avuçları geri çevirmeyensin;
Sade bir kula değil, her kuluna verensin.
Gece gündüz şükretsek yine de azdır derim;
Cümle yarattığına çok cömertsin, ya KERÎM.
Övgüye layık sensin, yetersizdir şükrümüz;
Her daim “Allah” desek yine azdır zikrimiz.
Günaha bulansak da kesmeyiz senden ümit;
Sonsuz şükür sanadır, çok yücesin, ya HAMÎD.
Biz uyuruz; geceyi örtersin üstümüze.
Figan etsek huzuru salarsın gönlümüze.
Çok merhamet edensin, yalnız sendedir lütuf;
Bize bir bebek gibi şefkatlisin, ya RAUF.
Şımarık çocuk gibi ipe sapa gelmeyiz;
Günahı işleriz de hesabı var bilmeyiz.
Oysa sonu var ömrün, varılacak yer kubur;
Acıyıp hâlimize sabredensin, ya SABÛR.
Emir miskin kulundur, eksik kaldı farzımız;
Affeyle cümlemizi, budur senden arzımız.
Bizler sana hakkıyla edemedik bir vecip;
Kabul eden tek sensin duaları, ya MÜCÎB.
Her şeyden önde tuttuk kulların takdirini;
Bizi en çok sevensin, bilemedik kadrini.
Dünyaya gönül verip gözetmedik had, hudut;
Sevgiye layık olan yalnız sensin, ya VEDÛD.
Bunca yaratılmışa maişetin kim verir?
Cümle kâinat senin, “ol” dersin oluverir.
Hüküm, hikmet senindir; yok başka yüce makam.
Rahmetin kahrından çok, ZÜ’L-CELÂLİ VE’L-İKRÂM.
5.0
100% (8)