0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
36
Okunma
240 TL
Ey mübarek makam, ey yüksek kurul,
Açtın fitre defterini, yazdın bir sayı.
İki yüz kırk lira dedin, bir günlük gıda değeri,
Ama biz biliriz bu rakamın gölgesini, derin külfeti.
Bir çocuğun ekmeği var, bir dilimini umutla beklediği,
Anne yüreği titrer, “Bu yükü nasıl kaldıracağım?” diye.
Asgari ücretle yaşayan bir annenin duası,
“Allah kabul etsin” derken, cebindeki kuruşun acısı.
İki yüz kırk lira fidye, şimdi ne olacak?
Aynı toprakta yaşayan milyonlarca yürekten biri.
Kira, elektrik, su derken bitmeyen masraflar,
Ramazan ayı değil, sanki dar gelirlerin bayramı raf!
Her gün yeni zam, her gün yeni bir hesap.
Sadaka-i fıtr değil bu, bir darbe gibi vuran darbe.
Nerede kaldı yardımlaşmanın ruhu,
Biz fakirle zenginin aynı safta buluştuğu?
Sosyal medya yazar: “Bu hesapla aile 36 bin lira.”
Kim neyi paylaşıyor, kim ne derin sızlıyor?
Her günlük ibadet yükü, bütçede bir çentik,
Diyanet’in açıkladığı bu rakam sanki bir yokluğun eşiği.
Eşiği aştıkça biz yorulduk,
Geçim derdiyle sabah akşam boğulduk.
Zorunluluk mu bu tutar, yoksa bir göstermelik mi?
İbadet midir yoksa ekonomiyle ters teneffüs mü?
Her bir kuruş kutsaldır, her niyet bezm-i ilahidir,
Ama insanlık da kutsaldır, bu yoksunluk karanlık hudududur.
Fitre de fidye de gönülden veriliyorsa ey başkan,
O gönül, bugün ekmek bulabilseydi daha yakışan.
Bilin ki biz sadakayı gönülden veririz,
Ama açlıkla, ayran susuzlukla devleşiriz.
İbadet ile zorunluluk arası incecik çizgi,
Yoksulların duası ile zenginlerin lütfu arasında gizli.
Ey ilahi emanetin vekili, ey makam sahibi,
Bu rakamın yükünü bir düşün, bir hisset, bir de dinle.
Çünkü dua ile fakir arasında ince bir perde,
Ve biz her sabah o perdeyi yoksullukla deleriz her yerde.
İşte bu yüzden derim:
Sizde kalmamış vicdan.
Anlatırız çaresizliğimizi, dertli yüreğimizle.
Fitre rakamı 240, ama gönlümüzde milyonlarca sızı,
Bir bakışta birleşen Türkiye’nin yaralı sözü.