5
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
122
Okunma

Zamansız
Kuşatıldım bu beton hapsin gri gölgesinde,
Omuzlarımda birikiyor yokluğun o kurşuni dilsizliği.
Gözlerimi diktiğim şu daracık menfez uzaklara açılırken,
İçeride sadece ayak izlerin ve senden sızan gölgeler kalıyor.
Burada takvimler işlemiyor, yelkovan bir infazcı gibi ağır,
Geceler, sabaha varmamak üzere yeminli sanki.
Ansızın bir melodi yırtıyor karanlığın perdesini;
Ritim ritim sen dökülüyorsun odanın içine, sesinde keskin bir hasret.
Fark ettin mi hiç?
İnsan en çok kalabalıkların gürültüsünde değil,
Kendi içindeki o amansız dilsizlikte tükeniyor.
Bir harf, bir isim saplanıyor göğsünün tam ortasına;
Ne söküp atabiliyorsun ne de bir kez olsun fısıldayabiliyorsun.
Gece yarısı, karanlığın en koyu koyağında seni kuşanıyorum,
Ay ışığı duvarlara hüznün geometrisini çizerken.
Silüetin geçiyor aklımın dehlizlerinden, flu ama belirgin,
Bir gülüşünün yankısı çarpıyor yüzüme,
Kurumuş dallarımda birden o kadim bahar canlanıyor.
Zamanın her yarayı kabukla örttüğünü söylerler,
Belki yarım bırakılmış hevesleri, kesik cümleleri onarır zaman.
Ama bazı sızılar, bazı özel ruhlar vardır ki;
Yüreğin o en korunaklı odasında gizlice soluk alıp verir,
Ne bir zerre eksilir ne de fırtınalarda kaybolur.
Bu dört duvarın dar dairesinden, sana doğru kanat çırpıyor gözlerim,
Dilimin ucunda biriken ne varsa gökyüzünün sonsuzluğuna devrediyorum.
Kim bilir, belki aynı siyah örtünün altında sen de gözlerini dikmişsindir yıldıza,
Belki bu asi rüzgâr, benim suskun çığlığımı senin kıyına taşır.
Bir zamanlar avuçlarımızda büyüttüğümüz o devasa hayaller sökün ediyor;
Taze çekilmiş bir kahvenin dumanında,
Sarı bir sokak lambasının titrek ışığında,
Ya da bir nakaratın en can alıcı vuruşunda…
Hayat, bazen en ufak detaylarla besliyor bu devasa özlemi.
Ben senden gökleri yerinden oynatacak bir mucize beklemedim,
Mühürlü, yeminli, bir ömürlük taahhütler de istemedim.
Yorulduğum o virajlarda sığınacak ılık bir liman,
İçten bir bakış, bir de "nasılsın" diyen o sesindeki saklı şefkat yeterdi.
Şimdi aramızda mesafelerin o soğuk ve aşılmaz dili konuşuyor,
İçimde tamamlanmamış binlerce cümlenin uğultusu...
Fakat ne olursa olsun, fırtına neyi yıkarsa yıksın;
İnsan, ruhuna dokunan güzel izleri tek kalemde silemez.
Eğer bir gün yolların kesişim kümesinde karşılaşırsak,
Bir caddenin tenhasında ansızın göz göze gelirsek eğer,
Sana yine o ilk günkü penceremden bakacağım:
Biraz örselenmiş ama mağrur,
Suskun ama en derinden.
Çünkü bilirsin, gerçek bağlılıklar avaz avaz bağırmaz,
Kendi köşesinde, kendi asil sessizliğinde büyür.
Bazen sararmış bir sayfa, bazen mısralara gizlenmiş bir şifre,
Bazen de gece vakti göğe bırakılan kutsal bir dua gibi durur.
Ben şimdi, bu odanın tam merkezinden,
İçimde kalan o saf ve temiz sevgiyi duvarlara çarptırmadan koruyarak,
Sonsuzluğa tek bir cümle bırakıyorum:
Adımladığın her yol seni güzelliklere çıkarsın,
Eğer bir gün zihnine düşerse suretim,
Dilerim yüzünde incecik, huzurlu bir tebessüm olayım.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.