0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
43
Okunma
Akşamlar uzuyor şimdi,
sanki senin bulunduğun yerden
biraz daha geç kararıyor.
Ben lambayı erken yakıyorum,
ışıkla aramız düzelsin diye değil
karanlık alışkanlık yapmasın diye.
Aramızdaki mesafe
bir camın buğusu gibi;
silsem görünürsün,
silmesem varlığın
nefesimle yazılı kalır.
Dokunmuyorum.
Bazı izler
elin sıcaklığıyla değil
bekleyişle korunur.
Adını söylemiyorum hâlâ,
çünkü ses
uzaklığı kısaltır.
Ben mesafeyi kısaltmak istemiyorum;
yerinde dursun istiyorum,
kırılmasın diye.
Günler,
senden habersiz de geçiyor elbette.
Ama her günün bir yeri
bilinçli olarak boş bırakılıyor.
Oraya bir şey koymuyorum.
Boşluk da bir emanet.
Birlikte olma fikri
şimdilik bir dipnot gibi;
metni taşımıyor
ama metinden de düşmüyor.
Okuyan görür mü bilmem,
ben biliyorum.
Yeter.
Bazen rüzgâr
aynı anda ikimize de değiyordur diye
düşünüyorum.
Aynı hava
iki ayrı durakta durup
sonra yoluna devam ediyordur.
Bunun mümkün olması
bana yetiyor.
Zamanla öğrendim:
Yan yana gelmemek
her zaman ayrı kalmak değildir.
Bazen aynı çizgide durup
farklı noktalardan bakmaktır.
Ben buradayım.
Sen oradasın.
Bu cümleyi
kendime defalarca yazdım.
Altını çizmedim.
Çünkü bazı kabullenişler
vurgusuz daha sağlam durur.
Eğer bir gün
mesafe kendiliğinden çözülürse,
bunu mucize sanmayacağım.
Sadece
zamanın nihayet
işini yaptığını düşüneceğim.
Şimdilik beklemiyorum.
Şimdilik yürümüyorum da.
Sadece duruyorum
ve durmanın da
bir yönü olduğunu
ilk kez hissediyorum.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.