0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
72
Okunma
Geceler uzun, sabahlar yabancı bana.
Zaman akıyor diyorlar ama benim içimde her şey o günde dondu.
Bir insan nasıl yaşar nefes alıp da hayatta olmaz,
işte ben öyleyim…
Gülüşlerimi kefen gibi sardım yüzüme,
kimse görmesin diye içimdeki çığlığı.
Her “iyiyim” dediğimde biraz daha gömüldüm kendime.
Toprağın bile benden daha merhametli olduğu günler oldu.
Acı dediğin şey geçmiyor,
sadece yer değiştiriyor.
Bazen boğazıma düğüm oluyor,
bazen kalbime çivi gibi çakılıyor.
En çok da geceleri konuşuyor benimle;
“Alıştın mı?” diye soruyor.
Hayır…
İnsan evladının yokluğuna, kaybına, sensizliğine alışamaz.
Ben dua ederken titreyen ellerimi sakladım,
mezar başında yıkılan dizlerimi kimse görmedi.
Allah’a sitem etmemek için sustum,
suskunluğumdan isyan sandılar.
Oysa bu susuş, sabrın en ağır haliydi.
Bir anne kalbi nasıl dayanır bilir misin?
Dayanmaz…
Sadece parçalanmayı öğrenir.
Günler geçer ama içindeki yangın hiç sönmez,
kül olur, duman olur ama asla yok olmaz.
Ben artık hayata tutunmuyorum,
hayat beni bırakmasın diye direniyorum.
Çünkü giden geri gelmiyor
ve kalanlar için ayakta durmak
en ağır imtihan oluyor…
Bazı acılar anlatılmaz derler,
doğru…
Çünkü kelimeler yetmez,
çünkü her harf kalbe batar.
Ben sustukça büyüdü içimdeki boşluk,
konuştukça dağılamadı.
İnsan en çok da umut ederken yoruluyor.
“Belki bugün biraz hafifler” diye uyanıp,
akşam yine aynı ağırlıkla yıkılıyor.
Gözlerim dolu dolu geziyorum bu dünyayı,
ama kimse görmüyor;
çünkü acı sessiz olmayı öğreniyor zamanla.
Bir fotoğrafa sığdırdım seni,
bir eşyaya, bir kokuya…
Sonra anladım;
hiçbir şey bir evladın yerini tutmuyor.
Ne dua, ne sabır, ne zaman…
Hepsi sadece ayakta kalmamı sağlıyor,
iyileştirmiyor.
Beni en çok inciten ne biliyor musun?
“Güçlüsün” demeleri.
Oysa güçlü değilim,
sadece mecburum.
Ağlamazsam çatlayacağımı bilip,
kimseye göstermeden içime akıtıyorum gözyaşlarımı.
Bazı geceler ölümle pazarlık eder gibi oluyorum,
“Bir rüyama gel” diyorum,
“Bir sesini duyayım yeter.”
Ama rüyalar bile cimri bu aralar.
Uykularım bölük pörçük,
kalbim yarım…
Ben artık eski ben değilim.
Bir parçam toprak altında,
bir parçam gökyüzünde.
Bu bedende yaşayan ise
sadece alışmaya çalışan bir anne…
Ve sonra insan şunu anlıyor;
bazı vedalar bitmiyor.
Ne zaman kapatıyor,
ne de kalpten çıkıyor.
Ben seni toprağa vermedim,
ben kendimi bıraktım o gün.
Nefes alıyorum ama yaşamıyorum,
yürüyorum ama varamıyorum hiçbir yere.
Zaman geçti diyorlar…
Geçen sadece günler,
acı hâlâ ilk günkü gibi taze.
Bir annenin kalbi mezar taşı gibidir artık;
üstünde adı,
içinde sonsuz bir sessizlik.
Ne kadar dua etsen de,
ne kadar sabretsen de
eksilen geri gelmiyor.
Ben Allah’a isyan etmedim,
ama geceleri sessizce ağladım.
“Beni affet” dedim,
çünkü bu yük insanın kalbine ağır geliyor.
Kimseye anlatamadım,
çünkü anlatınca geçmiyor.
Şimdi herkes hayatına devam ediyor,
ben senin yokluğunda bekliyorum.
Bir ses, bir işaret,
bir rüya…
Ne gelirse artık.
Ve bil…
Bu acı geçmeyecek.
Sadece ben bu acıyla yaşamayı öğreneceğim.
Ta ki bir gün,
kavuşana kadar…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.