1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
112
Okunma
Vefasızlık, bir insanın kalbinde açılan en sessiz yaradır.
Ne kanar ne de bağırır…
Ama insanı içten içe çürütür.
Birlikte yürüdüğün yolları inkâr etmektir vefasızlık.
Omzuna baş koyduğun geceleri yok saymak,
“Ben buradayım” diyen sözleri hiç söylenmemiş gibi davranmaktır.
En çok da alıştığın yerden gelince yakar insanın canını.
Çünkü düşmanı tanırsın,
ama vefasızlığı dost kılığında yaşarsın.
Sen hatırlarsın…
O unutmayı seçer.
Sen hâlâ aynı yerdesindir,
o çoktan başka bir hayata yerleşmiştir.
Vefasızlık;
emekle kurulan bağları bir çırpıda silmektir.
“Birlikte” denilen her şeyi
“Ben”e indirgemektir.
İnsanı yıkan şey yalnızlık değildir,
yalnız bırakılmaktır.
Ve en ağır yalnızlık,
bir zamanlar can dediğin insanların
artık sesini bile duymamasıdır.
Ama bil ki;
vefa kalpte taşınır.
Herkes taşıyamaz.
Kimi yolda döker,
kimi ilk fırtınada bırakır.
Sen vefalı kaldın diye kaybetmedin.
Onlar vefasız kaldıkları için
kendilerini kaybettiler.
Vefasızlık,
zor gününde seni hatırlamayanın
iyi gününde seni tanımamasıdır.
Dara düştüğünde kapısını çaldığın değil,
kapıyı sessizce kapatanın adıdır.
Sen onun için dua ederken,
o seni çoktan konuşmalardan çıkarmıştır.
Sen hâlâ “belki” derken,
o seni “geçmiş”e gömmüştür.
Ve en acısı şudur:
Vefasız insanlar hiçbir şey kaybetmez gibi yürür gider.
Yük olan hatıralar,
vicdanın omzunda kalır…
Ama o omuz herkeste yoktur.
Geriye kalan sensindir.
Sessizce toparlanan,
içinde kırık bir kalple hâlâ iyi kalmaya çalışan sen.
İşte bu yüzden vefasızlık öldürmez,
ama insanı eskisi gibi yapmaz.
Vefasızlık bazen bir yüz çeviriştir,
bazen göz göze gelmekten kaçmaktır.
İnsan susar sanırsın,
oysa içinden koca bir vedâ geçmiştir.
Ne kadar emek verdiğini kimse görmez,
çünkü emek sessizdir.
Vefasızlık da sessiz gelir;
ne bağırır ne çağırır,
sadece gider.
Sen “biz” diye yaşarken,
o çoktan “ben”e alışmıştır.
Sen hâlâ geçmişi korurken,
o geçmişi yük saymıştır.
Bazı insanlar iyiliği hafife alır,
çünkü iyilik onlara hiç pahalıya mal olmamıştır.
Vefa, bedel ödeyenlerin taşıdığı bir erdemdir.
Herkesin kalbinde yeri yoktur.
En çok da şunu yakar insanın içini:
Yanlış kişiye doğru kalmak.
Yanlış insana vefa göstermek.
İşte orada akıl susar,
kalp kanar.
Ama zaman öğretir…
Kim yanındaydı gerçekten,
kim sadece işine gelince.
Ve insan büyür bu dersle.
Artık herkese her şeyini vermez.
Vefasızlıkla tanışan biri
ya sertleşir
ya da derinleşir.
Sen derinleşenlerden ol.
Tamam… işte final:
Vefasızlık, insanın içinden bir parça koparır
ama kopardığını geri vermez.
Giden gider,
kalan susar.
Artık ne hesap sorarsın
ne de açıklama beklersin.
Çünkü bazı gidişlerin sebebi yoktur,
sadece vicdansızlığı vardır.
Sen elinden geleni yaptın.
Sevdin, sahiplendin, bekledin.
Daha fazlası insanı tüketirdi zaten.
Eksik olan sen değildin,
eksik olan onların yüreğiydi.
Vefasızlığı affedebilirsin belki,
ama unutamazsın.
Çünkü kalp,
kendisine yapılanı hafızasından değil
yarasından hatırlar.
Ve bir gün…
Ne kin kalır içinde
ne de özlem.
Sadece mesafe olur.
En ağır ceza da budur zaten:
Artık hiçbir şey hissetmemek.
Sen yoluna bakarsın.
Başın dik, kalbin temiz.
Vefayı hak edene saklayarak.
Çünkü herkes kalbini açamaz,
ama herkes vefasız olabilir.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.