2
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
105
Okunma
Bir evlat gidince sadece evden gitmiyor…
Annenin nefesinden, uykusundan, sabahından, akşamından bir parça da onunla gidiyor.
Kalpte bir boşluk açılıyor ama o boşluk sessiz olmuyor;
özlemle, hasretle, bekleyişle doluyor.
Oğlum gideli 50 gün oldu…
Ama bir anne için günlerin sayısı yok.
Takvimler ilerliyor belki ama benim içimde zaman durmuş gibi.
Ben yavrumu çok özledim.
Öyle böyle değil…
Kokusu hâlâ burnumda, yüzü gözümden hiç gitmiyor.
Hayaliyle yaşıyorum, hayaliyle uyuyup hayaliyle uyanıyorum.
Geceleri gözlerimi kapattığımda seni görüyorum.
Sabahları gözümü açtığımda ilk aklıma gelen yine sensin.
O kadar çok özledim ki…
Bazen sanki bir yerlerden çıkacak gibi geliyor.
Sanki kapı açılacak, ayak seslerin duyulacak,
“Anne” diyeceksin.
Kalbim hep o ana hazır bekliyor.
Her yerde sen varsın oğlum.
Evde, sokakta, rüzgârda, sessizlikte…
Bir çocuk sesi duyduğumda içim sızlıyor.
Rüzgâr saçımı okşadığında durup kalıyorum.
“Bu da mı sensin?” diyorum.
Evet… sensin.
Çünkü bir evlat annesinin kalbinden hiçbir zaman gitmez.
Kokun burnumda yavrum…
Bu öyle bir koku ki ne zaman silebiliyor ne de mesafe.
Yastıkta, odanda, nefesimde hâlâ sen varsın.
Bazen bilerek duruyorum,
belki havada senden bir iz vardır diye.
Yüzün…
Gözlerin…
Bakışın…
Bir annenin hafızasına kazınır evladının yüzü.
Ben seni her saniye yeniden görüyorum.
Bazen dalıp gidiyorum, biri konuşuyor ama duymuyorum.
Çünkü aklımda sen varsın.
50 gün diyorlar…
Sanki bir ömür geçmiş gibi ağır.
Ama bir yanım hâlâ “daha dün” diyor.
Sen gidince zaman anlamını kaybetti oğlum.
Günler akmıyor, geceler geçmiyor.
Sadece özlem büyüyor.
Ben rüzgârımı çok özledim…
Rüzgârım…
Ne kadar yakışıyor sana bu isim.
Rüzgâr görünmez ama hep hissedilir ya,
işte sen de öylesin.
Şimdi dokunamıyorum belki
ama kalbimde esiyorsun.
Geceleri seninle konuşuyorum oğlum.
Duyduğunu biliyorum.
Bir anne evladının sesini kalbiyle duyar.
“İyi misin?” diyorum.
“Üşüyor musun?”
“Beni özlüyor musun benim seni özlediğim kadar?”
Ben seni çok özledim yavrum…
Bu özlem anlatılacak gibi değil.
Kelime yetmiyor, cümle yetmiyor.
İçimde büyüyen bir yangın gibi.
Ama bu yangın sevgiden doğdu.
Bil ki…
Ben seni sevgiyle bekliyorum.
Dualarımda, nefesimde, kalbimin en derin yerindesin.
Mesafeler seni benden alamaz.
Zaman seni kalbimden silemez.
Sen hep benim yavrumsun.
Ben hep senin annenim.
Ve rüzgâr her estiğinde…
Biliyorum ki
o rüzgâr sensin
Bazen durup gözlerimi kapatıyorum oğlum,
sadece seni hissetmek için.
Sesini duyamıyorum belki ama
kalbim seninle konuşuyor.
Bir anne evladını sesiyle değil,
yokluğunda bile atan kalbiyle tanır.
Özlemin bazen öyle ağır geliyor ki
nefes almak zorlaşıyor.
Ama sonra diyorum ki
bu kadar özlüyorsam,
demek ki seni çok güzel sevmişim.
Demek ki kalbim sana çok yer açmış.
Her sabah seninle uyanıyorum.
Her akşam seni düşünerek uykuya dalıyorum.
Gün içinde gülerken bile
içimde bir yanım hep eksik.
Çünkü gülüşümde bile sen varsın.
Biliyor musun oğlum…
İnsan bazen en çok,
kimseye anlatamadığını yaşıyor.
Ben de seni anlatamıyorum.
Çünkü seni anlatmak,
yeniden yanmak gibi.
Ama şunu bil istiyorum:
Ben dimdik ayaktaysam,
senin hatrına.
Nefes alıyorsam,
senin sevgine tutunduğum için.
Sen benim yüreğimin en derin yerindesin.
Kimse alamaz seni oradan.
Ne zaman, ne mesafe, ne sessizlik…
Ben seni beklemiyorum aslında.
Ben seninle yaşamaya devam ediyorum.
Anılarında, kokunda, rüzgârında…
Ve günün birinde,
kalbim çok yorulduğunda,
biliyorum ki
sen yine orada olacaksın.
Bir annenin evladı,
hiçbir zaman kaybolmaz.
Sadece başka bir yerden
kalbine dokunur…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.