4
Yorum
33
Beğeni
0,0
Puan
646
Okunma

Boşalmış cümlelerin su’daki gazelinde
Dalgın resimler...
Perçemli bulutlar, gökte iplik iplik.
Suskuların musluklarından damlayan zambak kokusu,
Sarı bir pencereye vuran nafile hüzün,
Burun direğimde sızlayan bir kırbaç izi.
Eksilen suskuların yalnızlık kıvamında geceler...
Büyümüş ve çoğalmış ne varsa yüzüme sığınan.
Toy rüzgârın uçurum yoklamasında vardığım adalar,
Yelkenli bir düş uzaklığa,
Gidenin geri gelmediği yokuşlar.
Bir at bükülüşü ki,
Geçmeyen ırmaklar, kapılar ve
Kanadı kırık kuşlar.
Mavna, bir kancayla martı çığlığına karışır.
Kavruk tenimde ince bir sızı,
Düğüm düğüm çözülürken
Fincanda kahve kokusu...
Rüyamdasın,
Satırlarımdan fışkıran bir kitap şavkı.
Her şeyi çıplak görmenin aydınlık fenerinde
Paslı bir ay geziyor kuytuları.
Satırlarımda çatlağı yüzümün,
Dalga dalga katlanan yılların fırtınasındayım.
Onca yollardan sonra, yan yana dünler...
Devrik duyarlılıkla susuyorum hazin karanlıklara.
Gözlerimse kendini arayan denizde,
Yalnızlığı kullanıyorum.
Gökten kan damlar,
Gümüş bir gölge kayar tenimden.
Buhurdan yükselen sarmaşık,
Gün habercisi.
Küçük harflerle yazılmış yolluklar,
Ayazda titreyen bir dal gölgesi.
Herkeslerin içinden geçerken
Kimilerine ölüyor dünya.
Ayna seyirliğinde masallar,
Dilsiz bir hüzün: intiharlar.
Yalınayak bastığım toprağın kokulu izleri,
Salıncakta sallanan çilli bir çocuk:
Nazlı ve seyrek...
Bir zar fındığı,
Avuçlarımda yağmur.
Yırtık duvarların sarmaşığına susarım.
Sular damlar en tenha yerine
Siyahın...
En mağrur pencerelerden
Bir an için, her şey durulur
....
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.