5
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
287
Okunma
Rüzgâra kırılmış dalın
kökleriyle olan kavgasıyım…
Araf’ta kanatsız kuş,
kafesine sığmayan kalbin gül açmış duasıyım.
Ne ölçün
ne de biçin kefenimi;
ölümden gayrı toprağa yar düşmüşüm,
sonsuz döngünün sözsüz nakaratıyım.
Küllerinden doğan Anka,
ateşe düşen pervane...
Aşktan evla, küllenmez cevherim;
şaşar beşer,
rüzgâr esse yıkılacak kumdan kaleleri,
dağılacak süvarileri...
Dev aynasından bakan cücelere görünmez rüyayım!
Mütevazı göğümden eğilip
tükürsem yağmur sayılacak,
eriyecek şirin rütbeleri.
Kusmuş gökyüzünden daha vahim ne olabilir?
Taş kesilmiş putlar yıkılacak!
Caka atanlara
hoşgörünün izahı namümkün.
Püf olacak balkabağı makamları,
arsız yüzleri büzüşecek.
Ölçüsüz dilleri,
kirli amelleri,
sınır ihlalleri...
İki kelamın belini kıramayanlar,
çöplüğünde bağdaş kuran körler, sağırlar;
çekin dilinizi sözden,
söz ustalarından!
Edebin üçüncü gözünde,
kâğıda kurşun dökenlerin dividine cephane olanlar;
Duymaz da uydururlar...
Cehaletin kör kurşunları
karartamayacaklar medeni niyetimizi.
Kendini bilmezler de haddini bilecekler!
Ruhumun spastik çırpınışlarını ritim sananlar,
Vurgu diye bir cesedi süsleyip önüme koyanlar;
Siz heceleri sayın, ben canımdan koparıyorum,
Siz "nasıl" dersiniz, ben ise "niye" yanıyorum!
Duygunun o sarsak, o tutarsız ve çıplak hali,
Sizin o steril, o sahte sesinizden evladır.
Kırık bir sesteki hıçkırık, sanatın tam kendisi,
Kalıba dökülmüş her kelime, ruhun infazıdır.
Şimdi hangi durakta duracağımı söylemeyin bana,
Benim rayım kalbimdir, pusulam ise fırtına.
Vurguyu gırtlakta değil, o derin sızıda arayın,
Bulamazsanız eğer; susun ve sadece aynaya bakın.
Sizin mizanınız çekmez benim ağır yükümü,
Ben kâğıda kurşun döktüm, siz de sayın her bükümü.
Mükemmel dediğiniz o düzene ben "kefen" diyorum,
Ben bu spastik yangınla, kaçıncı kez küllerimden yeniden doğuyorum!
Vaha Sahra
30 Aralık 2025
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.