4
Yorum
26
Beğeni
5,0
Puan
367
Okunma
Uzun cümlelerin, sonu gelmeyen uzantısı var içimde; söylenmemiş sözcükler mezarlığı…
Katafalka bırakılmış bedenimin hiçliğinde, kabus kırıntısı istekler birikiyor sıkılmaksızın.
Kime çevirsem bakışlarımı,
duvarına asılı, “ben” olmayan o kişiye çarpıyorum.
Zira “o” olamayan bir benle yaşıyorum doğduğumdan bu yana.
Doğrularımın yanlış kodlandığı bu çağda, anlaşılmamak sancısı kıvrandırıyor zihnimi.
Keşke diyorum, yolu kırmızı şeritlerle işaretlenseydi bu labirentin.
Olmayacakların olduğu zamanlardan geçtim zannımca.
Omurgamdaki bu ağrı, kaburgamdaki bu kırık ondan.
Muhtemelen,
yasak bir meyve koparıp dalından,
yoksul bir çocuğa yedirmek için sakladım delik ceplerimden birinde.
Atları kızdırdım belki.
Bir köpeğe taş attım.
Sayısız karıncayı ezdim ayaklarım altında.
Ya da…
Ya da bilmemem gereken bazı şeyler öğrendim.
Kalabalık bir mezar şehrinde,
tek bir mezar taşına bakarak,
bir türlü ezber edemediğim Fatiha’yı mırıldandım belki de, bilmiyorum.
Kimim öyleyse ben?
Yüzüme haykıran bu suret,
Bana, beni, benim kisvemle anlatan bu cansız beden…
Kaç kişi doğuyor içimde günden güne.
Kaça bölünüyor?
Kaçtan, kaç tane ben çıkarıyorum yaş aldıkça.
Kemiklerimde çürükler olmalı.
Morluklar ilk olarak neremden başlamıştır mesela.
Bu sonsuz cümleleri ne zaman kurdum zihnimde
ve bu mezarlığı ne zaman hazırladım aklımdan geçenlere.
“Hâlâ yaşıyor,” demelerini bekliyorum bırakıldığım yerde.
Yüzüme örttükleri bez parçasını kaldırmalarını,
çenemdeki düğümü çözmelerini,
mezarlığın kapısını açıp,
sözcüklerimi ağaçların dalına asarak, sulamalarını.
Çok şey bekliyor insan, nefes bile almadan.
En çok nefes bile almadan.
Küme küme yığılmış yaprakların arasında nasıl bulacaksam sözcüklerimi…
Nasıl tamamlayacaksam yarım kalan isteklerimi.
Kime evlatlık vereceksem hayallerimi…
Üşürken bunları düşünüyor insan.
En çok üşürken düşünüyor insan ateşi.
İşte, anlaşılmak, tam da böyle bir zamanda bir yangın yeri sanki.
Gelin kaldırın artık cenazemi.
Dudaklarınızı kıpırdatmanıza,
ezberinizde olmayan duaları okur gibi yapmanıza,
düşünür gibi durmanıza hiç gerek yok.
Gelin kaldırın cenazemi.
Kaldıkça bu katafalkta, uzadıkça uzuyor söylenmemiş cümlelerim.
Genişliyor mezarlar şehri.
Gözlerim çarpıp durmaktan duvarlara, köreliyor.
Gelin kaldırın cenazemi.
İçimde ukde kalmış cümlelerim morarıyor.
Kökleri değmeden toprağın tenine, bir bir unutuluyor.
Gelin kaldırın cenazemi.
Bu katafalk, bu musalla, bedenimdeki yokluğa, yokluğumun hiçliğine batıyor.
Doğrularım ok olmuş, beni anılarımdan vuruyor.
Gelin kaldırın cenazemi.
Z. P.
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.