0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
98
Okunma
Vedana alışıyorsun derler…
Toprağın soğukluğuna, mezarın sessizliğine,
Adının sela ile anılmasına…
Alışıyorsun sanıyorlar.
Oysa insan vedaya değil,
Sadece susmaya öğreniyor.
Yokluğuna alışılmıyor.
Sabah uyanınca ilk boşlukta sen varsın,
Akşam çöken karanlıkta
Adın daha ağır çöküyor kalbime.
Her aklıma geldiğinde yüreğim yanıyor,
Sanki ilk günkü gibi
İçimden bir parça daha kopuyor.
Zaman geçiyor diyorlar…
Zaman sadece acıyı büyütüyor.
Hasret kabuk bağlamıyor,
Her hatırada yeniden kanıyor.
Gülüşün, sesin, varlığın
Kalbimde kapanmayan bir yara gibi duruyor.
Ve kimse bilmiyor…
Geceleri nasıl sustuğumu,
Adını içime gömüp
Sabaha nasıl çıktığımı.
Bir mezar taşına bakıp
Kendi kalbimi orada bıraktığımı
Kimse görmüyor.
Yokluğun ses yapıyor.
Evin içinde adımların yankılanıyor
Ama sen yoksun…
İnsan en çok da
Olmayan bir sese kulak kesilince yoruluyor.
Herkes “alışırsın” diyor.
Alışmak ne demek bilir misin?
Gülmemeyi öğrenmek,
İçinden ağlayarak dimdik durmak,
Canın yanarken susmayı becermek…
Ama alışmak iyileşmek değil.
Ben iyileşmiyorum.
Sadece yaşamaya benzemek diyorlar adına.
Oysa bu, yaşamak değil;
Nefes alıp acıyı taşımak.
Yokluğunla öğrendim
Kalabalıkların nasıl yalnız ettiğini.
İnsanların arasında
En çok sensizliğin üşüttüğünü.
Gülüşlerim yarım,
Gecelerim hep uykusuz.
Bir fotoğraf, bir koku,
Bir anı yetiyor…
Dünya duruyor,
İçimde kıyamet kopuyor.
Her hatıran
Yüreğime bir kor daha bırakıyor.
Bazen soruyorum kendime:
Bu acı neden bitmiyor diye…
Çünkü evlat acısı zaman tanımıyor,
Çünkü sevgi ölünce gitmiyor.
Toprağın altına gömülen
Sadece beden oluyor.
Kimseye anlatamıyorum.
Anlatınca hafiflemesi gereken acı
Daha da ağırlaşıyor.
Çünkü kelimeler yetmiyor,
Çünkü bu yangının dili yok.
Yokluğunla konuşuyorum geceleri.
“Bugün nasılsın anne?” diye soruyorum kendime,
Cevap yine sensiz çıkıyor.
Bir annenin en büyük çaresizliği bu:
Sesini duyamadığı evladına
Hâl hatır sormak…
Mezarına giderken
Ayaklarım geri geri gidiyor,
Ama kalbim koşarak geliyor sana.
Orada seni toprağa değil,
Kendimi bırakıyorum her defasında.
Dönerken
Bir yanım hep orada kalıyor.
Artık biliyorum…
Bu acının bir sonu yok.
Zaman iyileştirmiyor,
Sadece insanı eksilte eksilte
Ayakta tutuyor.
Vedaya katlanılıyor belki,
Ama yokluk insanın içine yerleşiyor.
Bir sızı gibi değil,
Bir boşluk gibi…
Ne dolduruluyor
Ne de kapanıyor.
Ben seni toprağa vermedim oğlum,
Ben seni kalbimin en derin yerine koydum.
O yüzden her atışta
Canım biraz daha yanıyor.
O yüzden her nefeste
Adın içimde kanıyor.
Herkes hayatına devam ediyor,
Dünya dönüyor, gün batıyor…
Ama benim zamanım
Seni kaybettiğim yerde durdu.
Ben oradayım hâlâ,
Elimden tutamadığım o günde.
Eğer bir gün
“Bu acı diner” derlerse,
İnanma.
Evlat acısı dinmez,
Sadece insan onunla birlikte
Sessizce yaşamayı öğrenir.
Ve ben…
Son nefesime kadar
Seni özleyerek,
Seni severek,
Seni bekleyerek yaşayacağım.
Çünkü bir anne
Evladının yokluğuna
Asla alışmaz.
Eğer istersen bunu daha da sert,
ya da bir tık daha kısa ama daha vurucu hâle de getirebilirim.
Buradayım.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.