10
Yorum
43
Beğeni
0,0
Puan
825
Okunma
Her şey göğe bakmakla başladı.
O dev, suskun çanak
içinde asılı bir öğle
Ve Eylül ile beraber ben.
Nehrin bilmediği susuzlukla
taşıyorum seni içimde.
Sakladığım her şey,
ay gibi zırh,
perdenin ardında ürkek bir ışık.
Kamışın sesi,
zambaklardan kopan ıslık.
tez akıp giderken
bir kınalı hatıra
dudağımda dillenen bir masum yalan olur.
Tozlu hayal bu:
yıldızlarla bezeli,
Ateşsiz bir köz.
Gri rüzgâr, söğütlerin belleğinde kızarırken,
buzun içinde soluk bir çiçek direniyor hâlâ.
Omzuma düşen gül,
suskun sırrın
geceye itirafı.
Yarım kalmış oyun,
serseri bir melodide kırılır.
Mızıka, nazlı bir çocuk gibi ağlar.
Camda tütsü:
havaya yazılmış bir sükunet.
Şimdi şiir söylüyorum
Umut, kilden bir kuş kanadı,
belki eksilmeye yazgılı…
Turuncu akşamların asma yapraklarında,
bir avuç gülüş, pullar gibi savrulur.
bu yol
nereye çıkar, bilinmez.
Gölgeler, bir ney sesiyle
sessizliğin kıyısında salınır.
Senin yelelerini öptüm
hayat dediğimiz şey,
fırtınanın ardındaki sessizlik.
biliriz ki,
bu büyük, mavi çanak altında
her şey tekrar
tekrar
ve tekrar
bir göl kıyısında yeniden başlar
....
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.