11
Yorum
35
Beğeni
5,0
Puan
554
Okunma

Uzun kırağı gibi düşerken,
sancıyla kopuyor ağaçtan bulut.
her şey,
üşüyen bir takvim;
şiirlerin çaldığı dündeyim.
mesela,
aşınmış yağmurlar, sessizliği konuşan.
mesela,
bir şeye çekiliyorum:
gök sarnıçlı ay,
yeleli yol olup batıyor
en derine.
ağırlaşıyor ayaklarımın çölü şuramda,
boşluk uğultusunun sesi oluyor içim /
içim yaralanıyor.
gölgem, susuz bir kuyunun dibinde
hasret mısralarıyla çiçekleniyor.
ayna karanlığında tohum çatlıyor;
elimde, dünyanın sırtı.
taze bir turunç...
top alevi dünya,
düş benzimin uyuşmuş kızılı,
bir o kadar çaresiz...
o an
mesela,
bir güzellik uzanıyor ayazın kalbinden.
adımları rüzgâr,
adımları dağ.
harflerin zikriyle yarılıyor bulut,
yüzlerden sonra göğe mum yakıyor gecem.
gözlerimin içine bak, çocuk;
defterinin kenarına çizdiğin kuşlardan
kanadından sular emiyorum.
çay soluğu, yalnızlığın yıldızıyla
ne hızlı geçiyor
ay yüzlü zaman.
gözlerimin içine bak:
göğsümün benzine konsun küçük ateşler,
uçarken kendi külleriyle.
vakit,
suda unutulmuş bir kemanın tınısı
yavaşça eksiliyor içimde gök
....
5.0
100% (18)