0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
158
Okunma
Velhasıl ağzımda kaldı acılık.
Hani bir kahvenin kırk yıl hatrı vardı?
Sigaramın dumanında kaldı acılık.
Hani sevilmek iyilere rastlardı?
Uçup giden dumanda anlam aradım.
Aşkının çehresini görebilmek için.
Bir insan acıyı arar mı hiç? Ben aradım.
Acının keyfini çıkarabilmek için.
Bana rastlamadı ebedi güzellik.
Meşgalem rüyalarım oldu.
İbadetten hallice oldu taptığım güzellik.
Mihri yüzün ateşlere serin oldu.
Selinde dalgalanıyorum, adaletin bu mu?
Senin faniliğin beni niye mest ediyor ki?
Hayalinde yaşıyorum, yoksa bedenin bu mu?
Seni görünce kalbim niye yerine sığmıyor ki?
Kafamda bir uğultu var, gitgide netleşiyor.
Suretinde sanki periler dans etmeye başladı.
Hikayenin mürekkebi bitti, gitgide siliniyor.
Gözlerinden mürekkep damlamaya başladı.
Kader, kısmet diyerek evliyalara döndüm.
Sefil mahlukatların kıyametleri nerede?
Tasavvufu hatim ettim, görünmeyen için öldüm.
Geldiysen de önemi yok, hayalin hani nerede?
Eşref-i Mahlukat demişler, sefillere biat edene.
Artık korkmuyorum, biat da ne demekmiş?
Biat etmezsen seni veriyorlarmış eşref denene.
Ölümün şerbeti tatlı, araf da bana kısmetmiş.
Artık anladın mı yüreğimde biriken koru?
Hezeyanlarını kendine sakla.
Hiç sorulur muymuş, asılı kalanlara soru?
Hicranımı ayır, onu bana sakla.
Köprü susuz heybetini kaybeder mi hiç?
Yaşamın yüzleri gösterir bana ihtimalleri.
Aşık olan yürek sevdiğini kaybeder mi hiç?
Gerekirse yok eder önüne çıkan ihtimalleri.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.