19
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1305
Okunma

Hissiyatını yitirmiş eski bir dilin kalıntılarından çıkardım seni
Yıkıma cesaret bekleyen şehirlere lirik harfler bile sana yetmedi
Rec’m edilen bir düşten sesleniyorum
Şehir kalabalığı bir intihar güncesi hediyemdir
Küllenen hayallerine maşa tutacak arayışlarda yitikliğim
Yanacak el, ayak, yürek kovanından içime düşüyorum
Zoraki sevişlerde kanımı çeken sahil kenarı dudakların
Son kez sarıldığım sözlerini al kucağımdan
İçinde dolaştığım bir girdabın dışındayım
Yüzümü aynaya tutup hiçliğine soyunuyorum
Tenin kurumaya yüz tutmuş çöl serabıydı sadece
Son kez yat dizlerime ruhunu bedeninden ayırayım
Susarken söylediğin tüm kelimeleri içimde duydum
Şehrine inmeyecek ipsiz uçurtmalar kanadıyım
Çöl sıcağı bir şehir getirdim buzullarına
Erimiyor yüreğinin zemheri karakışları
Kalabalık şehirlerin aşiyan sevgilisi
Bir botanik bahçesine düşlerimi gömdün
-Ruhumu geri ver-
-Kalbim senin olsun-
Göğsüne tuzlu bir nehir gömdüm gözlerimden
Artık hiçbir şehir barındırmaz cesedimi
Ruhumun ellerini umarsız sokağına bıraktım
Biletsiz bindiğim yolculuklarda adını sahipsiz duraklara bıraktım
Arınıyoruz şimdi biraz karanlıktan
Biraz da kendimizden
Mülteci bir kimlikle çılgın bir gezginciliğe yol alıyoruz
Yanı başımızda sevda şakağına ölüm arıyor
Işığı sönüyor şehirlerinin
Maskesi düşüyor istemeyerek yüzünün
Ellerin katli vacip bir sevdaya ötenazi niyetine yelteniyor
-Bir şehir batıyor-
-Ben doğuyorum-
Faik Danışman