2
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
408
Okunma

Şurada otururken,
Önünde derya deniz…
Akşam üzeri,
Hafif bir rüzgâr…
Herkes evine çekilmiş,
Yazlığın en ölü saatleri…
Ama bir yandan da
En sahici,
En çok yaşayan…
Şezlonga oturmuş,
Verandadan seyrediyor
Gündüz içine daldığı denizi,
Seyredecek bir yere koyan
bir aralığında zamanın…
Her şeyin seyredilebilir olduğu
O dingin dakikalar…
Yorgunluğun kıyıya çektiği
Sandallar misali gölgemsi insanlar…
Şeffalaşmış gibi sanki,
İçleri daha bir görünür olmuş…
Herkes daha bir dost gibi
Bu ışıkta…
Yönetmen ışığı iyi ayarlamış
Dedikleri cinsten;
Tam yerinde bir atmosfer,
Dost yüzünü ortaya çıkaran
Her şeyin…
Akşam iniyor usul usul…
Dalgalar nazlı nazlı salınıyor,
Ninni söyler gibi…
Kumları okşarken çıkardıkları seslerle
Okşuyorlar sanki saçları da…
Güneş veda etmeden önce
Son dokunuşlarını gönderiyor,
Ilık veda busesini…
“Ne güzel…” diyor verandada,
Güneşin batışına eşlik eden genç adam.
Eşi “kahve yapayım mı sana” diyor,
Tatlı bir tebessümde karşılık buluyor sorusu…
Her şeyi içine alacak kadar geniş
Bir tebessüm bu;
Her şeye cevap olabilecek…
Kadın da o cevabı çekip çıkarıyor
Diğer şeylerin içinden.
Elinde tepsi, döndüğünde
Sorusunun karşılığı hâlâ
yüzünde eşinin…
O aynı huzur...
“Kahveni getirdim…” diyor,
“Uyuya mı kaldın?”
Hafifçe dokunuyor omzuna...
Sorusunun cevabı olan
O tebessüm hâlâ dudaklarında,
Düşüyor yana başı eşinin…
“Ne güzel…” dediği o noktada,
O çok güzel ışıkta,
Her şey gülümserken…
“Burada dursun zaman,
Donsun kalsın…
Bir adım bile atmak istemiyorum buradan!”
dediği…
Sonsuza kadar duruyor zaman birden…
Güneş hep aynı yerde,
O güzel ışıkta yıkamaya devam ediyor
her şeyi.
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.