1
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
718
Okunma

üstü başı toz içindeki fikir havada dolaştı biraz
kendine oturacak bir yer aradı
bulamadı doluydu her yer
ağırlaştı kanatları ve düşer gibi oldu
ölü taklidi yapıyordu fikir yakalanmamak için
polis kapıda
vahşinin talimatlarından armalar yapmış göğsüne
düşüncedeki ekmeğin peşinde
bir devrim girişimi bile değildi yaptığım
kelimelerdeki sırrın oyuna katılışı sadece
okunmasından korkulan kitapları koydum önlerine
onlarsa üzüntünün icadını bıraktılar önüme
polis kapıdaydı, gözlerinde tasarlanmış kin
kentin perdeleri çekilmiş
gece yarısıydı ve çilecilik kavramıyla beraber yürüyordum
komünist manifesto bile değildi elimdeki
buğday mezarlığı bir ülkeyi eleştiriyordum sadece
düşünce mezarlığı
duygu mezarlığı
bakışlar mezarlığı
gülümseme mezarlığı
onur mezarlığı, ah onur mezarlığı
bunlar sıradaki mezarlık tasvirlerinin başlıkları
başlıkları takmalıyım yerlerine polise görünmeden
duyuların ölümü diye bir şey yok
korkuyla bastırılışı vardır. bastırmak istemeyenler
hayal kurma hastalığına yakalanmıştır
sağlıklı bir hastalıktır hayal kurmak
uyuyanların uyanışına görünmez bir orduyla katılmaktır
ah, inanın (!) siyasi bir yağmur değil bu söylediklerim
çürüyüşün altında ıslanışın parmakla gösterilişi
yanaştım sevgisizliğin çok yararlı sözcüsüne
kalbi ölü taklidi yapıyordu ama göğsü çalışıyordu
“göğsünde asılı şu talimatlar” dedim
“çok tozlanmış, yıkamalısın erdem yağmuruyla”
kapıdaydı hâlâ uyanışı engellemek için
hep böyleydi insanlık tarihi boyunca fikir avcıları
korkutmuştur hep onları
buğdaydan ve güneşten yayılan başkaldırı hissi
muhteşem göğsü ve göğsündeki talimatlarla baktı yüzüme
“ne yapıyorsun böyle burada kafandaki o fikirlerle?”
diye bağırdı ağzındaki diş
sokaklar inledi bu bağırıştan
"bekliyorum sadece" dedim bir boşluğu bekliyorum
ama söylemedim ona
her bekleyişin yanında bir anlamı da getirdiğini
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.