13
Yorum
42
Beğeni
0,0
Puan
756
Okunma

güç doğdu güneş, yırttı kızıllığı
dev camın arkasından
irileşti evlerin sisli görüntüsü
kuş sesleri doluştu sisli sokağa
uykuyu bırakıp yola koyuldu işçiler
ben sokakları beyaza boyayan badanacı
şiire gerekir diye mi duydum kuş seslerini
yaklaşmak için içimde açan tomurcuk gibi
büyüyen insan sesine
güneş eliyle yırtmak istedim köhne varlığı
kaç dağ aştım
bir duman sanki ağızlarından çıkan nefes
kimse görmeden daldaki serçeleri
yürüyüp gidiyorlar hızlı hızlı
sorarım
nasıl yürüyüş bu, elleri cepte
özgürler mi
bir devin cebinde mi cepleri
sorgun bile isyan sayılır
görmedin mi
nasıl koşar kemiğe köpekler
sen özlerken apaydın bir dünyayı
düşünürler
eteğinin altında ne var
işte gözü kamaştıran güneş doğdu
iş başında işçiler
makinede ezilen ölü işçide
sonsuz uykuda
mezarı delip giremeyen güneş
sen güneş misin be
bir göz boyayıcısın yalnız
tutsaklara ulaşamayan
tımarhanelik yaptığın insanlar da
yürüyordu elleri cebinde
sabahın ayazında
sigara dumanı gibi nefesleri
devin ellerinden büyüktü
uyuklayan dev mi
ağzını kulaklarına dek gerip
yolumuza bakan duvarın
karınca oyuğunda
halk, halk mı yoksa coplanan
kıskıvrak bağlanıp
ne renk olursa olsun halk
köstebek yuvasına sığınıp
dikensiz bir yol arayan
ağaçlar kuru
kımıltısız duruyor
bak gökyüzünde uçları
ay eski bir parıltı
eskimiş pantolon dizleri
ayaklarında soğukkuyu
topa tepiyor çocuklar yolda
kırmızı bir traktör geçiyor yanlarından
ayağa kaldırıp tozları
toz
yutan kim
kol kola giriyor
sayrı yüzlü karı koca
kim görür yüreğimizi
yüreğimiz tepilen top
sağlık ocağı kapılarında
yerde görünen ışıltılar
sümüklü böcek izi mi?
yoksa halk mı?
07. 09. 2012 / Nazik Gülünay
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.