1
Yorum
26
Beğeni
5,0
Puan
1308
Okunma

Her yolu geceye çıkar kapılardan dönmenin
Sararmış bir mevsim gölgesi yahut kayıp yıllar
Düşürüp incitmiştir gözlerimdeki sevinci
Çıkmazlar sözün örsü, yankılanır ateşin sesi
Bu vakitler aklı ziyan ettiysem
Kalbimi düşürdüysem nağmesine kederin
Kapanan bütün kapılar yalnızlıktır böyle yazılsın
Kilidi, ölümün son cümlesi.
Alnımda bir derin çizgiyle koşuyorum
Koşuyorum toprağa, nefesimde ılgın bir akşam tadı
Saçlarımı dağıtıyor haziran rüzgarları, ellerimde sözcükler
Yalnızlığım, kara, bedbaht ve virane
Kapılar vuruyorum, kapılar kilidi olmayan
Bir akşam vaktidir, ağlamak tutuyor beni
Ağlamak, gözlerimin ebedi çiçeği.
Her kapının hazin bir hikayesi var
Ellerin izinde kah güller açar kah kahır
Yüksek seslere çıkıp bağdaş kurar saatler
Zaman akıp geçmenin keşmekeşliğinde
Yüzlerde kah umut açar kah ağlamalar
Solan hiçbir şey yoktur acıya dair
Kapalı kapılar ardında kimi cehennem saklar
Kimi salar cennetini uzağın pusuna.
Bu yalnızlığı birilerinin anlaması lazım
Yüzüme gülen çiçekler gibi
Kapıların kalbini kırmadan gitmek olsun
Nereye gidilecekse düşünmeden
Nasırlanmış sözcüklerin ağrısını yazmaktan
Ve dolanmaktan su suskunluğunda
Bir acayip teşhir oldu hiçliğim
Koynumda bir karanlık gölge,
Bana benzemeler içinde tüm ölümler.
Rüzgarlar var fısıldıyor, mektuplara sığmıyor
Ne yazsam bir ucundan diğer ucuna ağrı
Yaprakları anlamam oysa, ağaca sarılmaktan
Üşüyorum susunca ve gidince birileri
Hep bir kapı kapanıyor yüzüme
Güller kararıyor, mektuplar kül kül
Yüzümde bulanık sular çağı başlıyor.
Bütün kapıları ben örtüyorum
Birileri açıyor
Bazen çiçekler açıyor bazen de yağmur
Pencerelere koşuyorum hep
Kim çıkacak diye kapıdan
Oysa herkes çoktan gitmiş de
Benim çıkmamı bekliyor
Bütün çıkmazlarımla kapandığım yalnızlığım.
Nedim KARDAŞ
5.0
100% (5)