21
Yorum
52
Beğeni
4,9
Puan
2769
Okunma


Sessizce yarasını kaşıyordu
Karanlıkta bulabildiği tek şeydi
Soluğu yaşadığını, karanlık ise ölümü anlatıyordu yalnıza.
Düşbaz bir kahkahanın ardında
Sisli bir geceyi saklıyor düşüncem
Penceremin dibinde ölü bir huzur yatıyor hala
Sakıncalı bir düştü gözlerine sarılıvermek
Türküsünü gezdirip gözyaşımda unutuluşun
Biraz daha yürüyordum kendime
Uçurum diplerinde taranmış saçlarını öpmek
Ve apansız sana uyanışım
Susuşları aşk sanmak gibi bir telaş sadece.
Sessizce yarasını kaşıyordu
İsyanda bulabildiği tek şeydi
Yalnızlığı hüznünü, hayat ise ölmediğini anlatıyordu şaire.
Kalbim ağlamayı öğrendiğinden beri
Gözlerimin dilinden dökülmüyor sarı sıcak kelimeler
Parçalarımı biriktirip hiç düşünmedim birleştirmeyi
Paramparça yaşamak bir paydır çünkü
Günahlarının nehrinde karanlıktan yıkanmak
Sağır dudaklarımın sızısını anlatmak içindir belki de
Ellerini bulabilsem, açıp yaradana ellerimi dileyeceğim
Yitirilmiş zamanlar ve mekanlar kalbime ağır geliyor artık
Çıkmıyor can, uyandıkça sana
Yandıkça yokluğuna.
Sessizce yarasını kaşıyordu
Hiçliğinde bulabildiği tek şeydi
Sesi çaresizliğini, sessizliği geçmişini anlatıyordu yalnıza.
Ah kelimeler yetmiyor artık
Kar altında kalmış bir memlekete toprağın dirilişini
Üşümüş yanlarımdan kıskıvrak yakalıyor acı
Hırpalıyor umudumu gürültüsü çakma şairlerin
Yüreğim ağzıma geliyor, susuyorum
Çölüne susamış su gibi çatlıyorum orta yerimden
Özlemek belki de bir başka sözcüklere sığınmalı
Kaçmalı bu küflü beyinlerin ve türkülerin makamından
Seni küçük bir masala sığdıramadım sevdicek
Sessizce yaramı kaşıyıp şimdilerde
Yokluğundur bulabildiğim tek şey
Ömrüm seni, yokluğun ölümümü anlatıp duruyor yedi göğün rabbine…
Nedim KARDAŞ
5.0
97% (34)
1.0
3% (1)